Ara
to insinuate
01
üstü kapalı söylemek
to suggest something in an indirect manner
Transitive: to insinuate sth | to insinuate that
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
insinuate
3. tekil kişi
insinuates
şimdiki zaman ortacı
insinuating
basit geçmiş zaman
insinuated
geçmiş zaman ortacı
insinuated
Örnekler
The gossip columnist insinuated a romantic relationship between the two actors, sparking rumors without concrete evidence.
Dedikodu köşe yazarı, iki oyuncu arasında romantik bir ilişki ima etti, somut kanıt olmadan söylentileri ateşledi.
02
kurnazca yakınlaşmak
to gradually move oneself or a thing into a particular place or position by elusive manipulation
Transitive: to insinuate sth into a situation or position | to insinuate oneself into a situation or position
Örnekler
The con artist insinuated himself into the victim's life by posing as a trustworthy friend.
Dolandırıcı, güvenilir bir arkadaş gibi davranarak kendini kurbanın hayatına soktu.
Leksikal Ağaç
insinuating
insinuation
insinuate



























