Ara
beşik, salıncak beşik
Bebek, beşiğinde huzur içinde uyudu.
telefon tutamağı
beşik, doğum yeri
Mezopotamya, medeniyetin beşiği olarak bilinir.
beşik, altın yıkama teknesi
beşik, doğum
kucaklamak, nazikçe tutmak
Anne, yeni doğan bebeğini kollarında sallıyordu.
sallamak, sallayarak taşımak
Savunma oyuncusundan kaçarken topu sıkıca sallar.
eleklemek, altın aramak için yıkama yapmak
Madenciler, nehir yatağından aldıkları toprağı yıkayarak altın izleri bulmayı umuyorlardı.
beşikli tırpan ile biçmek, beşikli orak ile hasat yapmak
Çiftçi, bir tırpanla buğdayı biçti, tarlada dikkatli bir hassasiyetle ilerledi.
kucağına almak, nazikçe taşımak
O, yavru kuşu ellerinde sallayarak nazikçe yuvasına geri koydu.
kucaklamak, yetiştirmek
Köy, genç yetimi şefkatle büyüttü, ona bir aidiyet ve sıcaklık duygusu verdi.
beşik olmak, doğum yeri olmak
Antik Yunan, genellikle Batı felsefesinin ve demokrasisinin temellerinin beşiği olarak söylenir.



























