Ara
to keep out of
/kˈiːp ˌaʊɾəv ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/
/kˈiːp ˌaʊtəv ˌɛstˌiːˈeɪtʃ/
to keep out of
[phrase form: keep]
01
uzak tutmak, karışmasını önlemek
to prevent someone from getting involved in a particular situation, matter, etc.
Örnekler
The parents kept their daughter out of the political discussions.
Ebeveynler, kızlarını siyasi tartışmalardan uzak tuttular.
02
uzak durmak, karışmamak
to not get involved in a particular situation, matter, etc.
Örnekler
They advised him to keep out of the risky investment opportunity.
Ona, riskli yatırım fırsatından uzak durmasını tavsiye ettiler.
03
uzak durmak, kaçınmak
to avoid contact with a specific thing
Örnekler
To protect her sensitive skin, she kept out of the harsh sunlight during peak hours.
Hassas cildini korumak için, yoğun güneş ışığından uzak durdu saatlerce.
04
uzak tutmak, temastan kaçınmak
to prevent someone or something from coming into contact with a specific thing
Örnekler
Please keep the delicate artwork out of direct sunlight to preserve its colors.
Lütfen, renklerini korumak için narin sanat eserini doğrudan güneş ışığından uzak tutun.
05
girişi engellemek, uzak tutmak
to stop someone or something from entering a particular place, often by setting boundaries
Örnekler
The " No Entry " sign was meant to keep people out of the construction site for their safety.
"Giriş Yasak" tabelası, insanları inşaat alanından uzak tutmak için onların güvenliği amacıyla konulmuştu.
06
uzak durmak, kaçınmak
to stay away from a particular area, place, etc.
Örnekler
To avoid disturbing the nesting birds, hikers kept out of the restricted nesting zones.
Yuva yapan kuşları rahatsız etmemek için, yürüyüşçüler kısıtlı yuva yapma bölgelerinden uzak durdular.



























