Ara
to keep out of
01
uzak tutmak, karışmasını önlemek
to prevent someone from getting involved in a particular situation, matter, etc.
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
out of
temel fiil
keep
şimdiki zaman
keep out of
3. tekil kişi
keeps out of
şimdiki zaman ortacı
keeping out of
basit geçmiş zaman
kept out of
geçmiş zaman ortacı
kept out of
Örnekler
Parents often try to keep their children out of trouble.
Ebeveynler genellikle çocuklarını beladan uzak tutmaya çalışır.
02
uzak durmak, karışmamak
to not get involved in a particular situation, matter, etc.
Örnekler
I'd advise you to keep out of this argument; it's not worth getting involved.
Bu tartışmadan uzak durmanı tavsiye ederim; bulaşmaya değmez.
03
uzak durmak, kaçınmak
to avoid contact with a specific thing
Örnekler
He kept out of the rain by taking shelter under the awning.
Saçak altına sığınarak yağmurdan uzak durdu.
04
uzak tutmak, temastan kaçınmak
to prevent someone or something from coming into contact with a specific thing
Örnekler
Parents were reminded to keep their children's toys out of the rain to avoid damage.
Ebeveynler, çocuklarının oyuncaklarını hasardan kaçınmak için yağmurdan uzak tutmaları gerektiği konusunda hatırlatıldı.
05
girişi engellemek, uzak tutmak
to stop someone or something from entering a particular place, often by setting boundaries
Örnekler
The "No Entry" sign was meant to keep people out of the construction site for their safety.
"Giriş Yasak" tabelası, insanları inşaat alanından uzak tutmak için onların güvenliği amacıyla konulmuştu.
06
uzak durmak, kaçınmak
to stay away from a particular area, place, etc.
Örnekler
For safety reasons, spectators kept out of the field during the intense sports match.
Güvenlik nedenleriyle, seyirciler yoğun spor maçı sırasında sahilden uzak durdu.



























