Ara
to starve
01
çok acıkmak
to be very hungry
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
durum fiili
düzenli
şimdiki zaman
starve
3. tekil kişi
starves
şimdiki zaman ortacı
starving
basit geçmiş zaman
starved
geçmiş zaman ortacı
starved
Örnekler
After skipping breakfast, I was starving by lunchtime.
Kahvaltıyı atladıktan sonra, öğle yemeği vakti geldiğinde açlıktan ölüyordum.
02
açlıktan ölmek
to die from lack of food
Intransitive
Örnekler
During the famine, many people in the region starved due to lack of food and resources.
Kıtlık sırasında, bölgedeki birçok insan yiyecek ve kaynak eksikliği nedeniyle açlıktan öldü.
03
aç bırakmak, yiyecekten mahrum etmek
to deprive someone or something of food
Transitive: to starve sb/sth
Örnekler
Animals in captivity may suffer if they are starved or not provided with sufficient food.
Esaret altındaki hayvanlar, aç bırakılırsa veya yeterli yiyecek verilmezse acı çekebilir.
04
açlıktan ölmek, yoksun kalmak
to suffer great need or deprivation, typically of something essential, such as resources or care
Intransitive: to starve for a need or desire
Örnekler
The city starved for basic supplies during the blockade.
Şehir, abluka sırasında temel malzemelerden yoksun kaldı.
05
mahrum etmek, aç bırakmak
to deprive someone of attention, resources, affection, etc.
Transitive: to starve sb/sth | to starve sb/sth of a necessity
Örnekler
The company starved its employees of the resources needed to succeed.
Şirket, çalışanlarını başarılı olmak için gerekli kaynaklardan mahrum bıraktı.
Leksikal Ağaç
starved
starving
starving
starve



























