judiciouslyjurisprudence
judiciouslyjurisprudence
judiciously[adv]

akıllıca,sağduyulu bir şekilde

judo[n]

judo

judogi[n]

judogi,judo kıyafeti

judoka[n]

judoka,judo yapan kişi

jug[n][v]

sürahi • güveçte pişirmek

jug wine[n]

ucuz şarap

jugal bone[n]

elmacık kemiği,yanak kemiği

jugendstil[n]

jugendstil tarzı

juggernaut[n]

Krishna'nın kaba bir idolü,bir jagannath

juggins[n]

saf,kolay kandırılabilen kişi

juggle[n][v]

hokkabazlık,jonglörlük • topları havaya atıp tutmak

juggle frogs[phrase]

her şeyi idare etmek

juggler[n]

hokkabaz

jugglery[n]

hokkabazlık

juggling[n]

hokkabazlık

jughandle[n]

bir dönüş döngüsü,bir döngü kavşağı

jugular[n][adj]

şahdamar • boyun ile ilgili

juice[n][v]

meyve suyu • suyunu sıkmak

juice box[n]

meyve suyu kutusu,meyve suyu kartonu

juice reamer[n]

narenciye sıkacağı,turunçgil sıkacağı

juiceless[adj]

susuz,meyve suyu olmayan

juicer[n]

meyve sıkacağı

juicy[adj]

sulu

jujitsuka[n]

jujitsu uygulayıcısı,jujitsuka

jujube[n]

hünnap

jukebox[n]

müzik kutusu

julienne[n][v][adj]

julien • jülyen kesmek • jülyen halinde kesilmiş

july[n]

temmuz

jumble[n][v]

karmaşa,karışıklık • karıştırmak,karmakarışık etmek

jumble sale[n]

ikinci el eşya satışı

jumble up[v]

karıştırmak,düzensizleştirmek

jumbled[adj]

karışık,dağınık

jumbo[adj][n]

devasa,kocaman

jumbo jet[n]

jumbo jet

jumbojet[n]

dev uçak,jumbo jet

jump[v][n]

atlamak • atlama

jump at[v]

fırsatı değerlendirmek,hevesle kabul etmek

jump at the chance[phrase]
jump cut[n]

sıçramalı kesme

jump down throat[phrase]

birine çıkışmak

jump for joy[phrase]

sevinçten havalara uçmak

jump in[v]

dahil olmak,hemen atılmak

jump off[v]

hızla başlamak,başarılı bir başlangıç yapmak

jump on[v]

üstüne atlamak,sertçe eleştirmek

jump on the bandwagon[phrase]

trende atlamak

jump out[v]

fırlamak,birden çıkmak

jump out at[v]

gözüne çarpmak,dikkatini çekmek

jump out of skin[phrase]

korkudan sıçramak

jump rope[n][v]

ip atlama • ip atlamak,ip atlayarak oynamak

jump scare[n]

ani korku

jump ship[phrase]
jump shot[n]

sıçrayarak atış,zıplayarak şut

jump suit[n]

paraşütçü tulumu,atlayış kıyafeti

jump the gun[phrase]

aceleye getirmek

jump the life to come[phrase]
jump the light[phrase]

kırmızı ışıkta geçmek

jump the line[phrase]

sıraya kaynak yapmak

jump the queue[phrase]
jump the tracks[phrase]
jump through hoops[phrase]

çok sayıda engelle karşılaşmak

jump to a conclusion[phrase]
jump turn[n]

atlama dönüşü,havada dönüş

jump-start[n][v]

takviye ile başlatma,jump-start • canlandırmak,enerjik bir şekilde başlatmak

jumper[n]

geniş elbise

jumper cable[n]

takviye kablosu,akü kablosu

jumping[n]

atlama

jumping jack[n]

bir tür fiziksel egzersiz hareketi

jumpsuit[n]

tulum

jumpy[adj]

gergin,endişeli

junction[n]

kavşak

junction box[n]

bağlantı kutusu

juncture[n]

kritik an

june[n]

haziran

jungle[n]

orman,serserilerin kampı

jungle cat[n]

orman kedisi

jungle green[adj]

orman yeşili

jungle gym[n]

oyuncak merdiven

jungle music[n]

jungle

junior[n][adj]

üniversite üçüncü yıl öğrencisi • kıdemsiz

junior college[n]

junior kolej,topluluk koleji

junior high school[n]

ortaokul

junior school[n]

ilkokul

juniper berry[n]

ardıç kozalağı

junk[n][v]

hurdalar • ıskartaya çıkarmak

junk food[n]

abur cubur

junk mail[n]

önemsiz posta, spam

junker[n]

junker,özellikle militarizmi ile tanınan Prusya aristokrasisi üyesi

junket[n][v]

gezi,zevk yolculuğu • bir ziyafete veya şölene katılmak,bir şölende veya ziyafette yer almak

junkie[n]

uyuşturucu bağımlısı

junkman[n]

eskici,hurda toplayıcısı

junkyard[n]

hurda,araç mezarlığı

junta[n]

cunta

jupiter[n]

Jüpiter

jupon[n]

jüpon

jurassic[n][adj]

jura,jura dönemi • jura jeolojik zamanına ait

juridical[adj]

tüzel

juris doctor[n]

Hukuk Doktoru,Juris Doctor

jurisdiction[n]

yasal yetki

jurisdictional[adj]

yargı yetkisine ait

jurisprudence[n]

hukuk ilmi

LanGeek
Uygulamayı İndir