japanese violetjet plane
japanese violetjet plane
japanese violet[adj]

orta koyu macenta

japanese walnut[n]

Japon cevizi

japchae[n]

japchae

jape[n][v]

şaka,latife • şaka yapmak,latife etmek

japonic languages[n]

Japon dilleri

jar[n][v]

kavanoz • sarsmak,ani hareket ettirmek

jardiniere[n]

garnitür

jargon[n]

mesleki dil

jarring[adj]

uyumsuz,rahatsız edici

jasmine[n][adj]

yasemin • soluk sarı

jason[n]

Yason

jass[n]

Jass kart oyunu

jaundice[n][v]

düşmanlık • sarılığa yakalanmak

jaundiced[adj]

kıskançlık dolu

jaunt[n][v]

gezmeye gitmek

jaunty[adj]

yaşamından ve kendinden memnun

java[n]

kahve,java

javanese[n][adj]

Cavaca • Cava,Cavalı

javelin[n]

cirit,mızrak

javelin throw[n]

cirit atma,mızrak atma

javelina[n]

javelina,belirsiz beyaz yakalı koyu gri pekari

jaw[n][v]

çene • çiğnemek

jaw jack[v]

gevelemek,çene çalmak

jaw-dropping[adj]

çarpıcı,nefes kesici

jawbone[n][v]

çene kemiği • sohbet etmek,uzun uzun konuşmak

jawbreaker[n]

telaffuzu zor kelime,çenebreker

jawn[n]

şey,nesne

jay[n]

alakarga

jaywalk[v]

caddeyi dikkatsizce geçmek

jazz[n][v]

caz • sevişmek,sikişmek

jazz berry jam[adj]

orta koyu pembemsi magenta

jazz dance[n]

jazz dansı

jazz fusion[n]

caz füzyon

jazz hands[n]

jazz hands hareketi

jazz musician[n]

caz müzisyeni,cazcı

jazz rap[n]

Caz Rap

jazz up[v]

canlandırmak,hareketlendirmek

jazz-funk[n]

Caz Funk

jazzman[n]

cazcı,jazz müzisyeni

jazzy[adj]

jazzy,cazip, ritmik veya doğaçlama bir tarza sahip, jazz gibi

je ne sais quoi[n]

tarif edilemez bir nitelik

jealous[adj]

kıskanç

jealously[adv]

kıskançlıkla

jealousy[n]

kıskançlık

jean[n]

kot

jeans[n]

kot pantolon

jebena[n]

jebena

jeebweezer[n]

bir inek,bir sosyal beceriksiz

jeep[n]

jeep

jeer[v][n]

alaylı gülmek • alay,alay etme

jeeringly[adv]

alaycı bir şekilde,alay ederek

jeet kune do[n]

Jeet Kune Do,Bruce Lee tarafından pratik ve etkili bir özsavunma için farklı dövüş stillerinden en iyi teknikleri kullanmaya odaklanan bir dövüş sanatı stili olarak yaratılmıştır

jeggings[n]

kot tayt

jegichagi[n]

kağıt topu oyunu

jejune[adj]

olgun olmayan

jejunum[n]

jejunum

jell[v]

pelte haline gelmek,jöleleşmek

jell-o[n]

jöle

jello salad[n]

jöle salatası

jelly[n][v][adj]

reçel • jelatinleştirmek,pelte haline getirmek • kıskanç,gıpta eden

jelly bean[n]

jöleli şeker

jelly belly[n]

jöle karın,göbek

jelly egg[n]

şeker kaplamlı jöleli yumurta,yumurta şeklinde şekerli jöle şekerleme

jelly-like[adj]

jöle gibi,pelte kıvamında

jellyfish[n]

deniz anası

jellyroll[n]

jöle rulosu,reçelli sünger kek rulosu

jemmy[n]

kısa levye,kısa manivela

jenga[n]

jenga oyunu

jenny[n]

dişi eşek

jeon[n]

jeon

jeopardize[v]

tehlikeye atmak

jeopardy[n]

tehlike

jerboa rat[n]

arap tavşanı

jeremiad[n]

figan

jerk[n][v]

şeritler halinde kesilip güneşte kurutulan et (biftek) • sarsmak,ani bir hareketle çekmek

jerk around[v]

kandırmak,oyalamak

jerk-off[n]

mastürbasyon yapan kişi,otuzbirci

jerkbaiting[n]

jerkbaiting tekniği,jerkbait yöntemi

jerked meat[n]

kurutulmuş et,jerk et

jerkin[n]

kolsuz ve yakasız bir ceket türü

jerkwad[n]

pislik,aşağılık herif

jerkweed[n]

salak,aptal

jerky[n][adj]

kurutulmuş et • aptal,budala

jeroboam[n]

4,5 litrelik şarap şişesi

jersey[n]

forma

jersey barrier[n]

Jersey bariyeri,beton güvenlik bariyeri

jersey devil[n]

Jersey Şeytanı

jersey slide[n]

Jersey kaydırması,Jersey manevrası

jerusalem artichoke[n]

yerelması

jest[n][v]

şaka,latife • şaka yapmak,latife etmek

jester[n]

monarşi döneminde insanları güldürmesi için tutulan maskara

jestingly[adv]

şakacı bir şekilde,şaka yollu

jesuits' nut[n]

Cizvit fındığı,Cizvit su kestanesi

jesus[n]

İsa

jesus freak[n]

dini fanatik,Hristiyan aşırılıkçısı

jet[n][v][adj]

jet uçağı • fışkırmak,püskürtmek • jet siyahı gibi,kömür karası

jet black[n]

pırlanta siyahı,zift siyahı

jet engine[n]
jet lag[n]

jet uyumsuzluğu

jet plane[n]

jet uçağı,reaktörlü uçak

LanGeek
Uygulamayı İndir