jogglejudicious
jogglejudicious
joggle[v][n]

hafifçe sallanmak • hafif düzensiz sallanma hareketi,küçük düzensiz sarsıntı

joglo[n]

joglo

john[n]

tuvalet,WC

john barleycorn[n]

damıtılmış alkollü içecek,distile içki

john dory[n]

dülger balığı

johnny on the spot[phrase]
join[v][n]

üye olmak • birleşim,katılım

join forces[phrase]
join in[v]

katılmak

join up[v]

katılmak,işbirliği yapmak

joined at the hip[phrase]

ayrılmaz ikili

joiner[n]
joining[n]

birleştirme, bağlantı

joint[adj][n][v]

ortak,müşterek • eklem • birleştirmek,eklemek

joint account[n]

ortak hesap

joint lock[n]

eklem kilidi,eklem kilit tekniği

joint resolution[n]

ortak karar

jointed[adj]

eklemli

jointer[n]

düzleme rendesi

jointer plane[n]

el planyası

jointly[adv]

müşterek olarak

joist[n]

döşeme kirişi

joist hanger[n]

kiriş askısı

jok[n]

jok

jokbal[n]

jokbal

joke[n][v]

şaka • şaka yapmak

joke theft[n]

espri hırsızlığı

joker[n]

şakacı,latifeci

jokey[adj]

şakacı,komik

jokgu[n]

futbol ve voleybol unsurlarını birleştiren, futbola benzer bir topla oynanan ve Güney Kore kökenli bir spor,jokgu

joking[adj]

şakacı

jokingly[adv]

şakacıktan,şaka yollu

jol[n][v]

parti,sosyal toplantı • eğlenmek,parti yapmak

jollification[n]

şenlik,neşeli kutlama

jollity[n]

neşe

jolly[adj][n][v][adv]

keyifli • filika,yardım botu • şakalaşmak,takılmak • son derece,gerçekten

jolly chimp[n]

neşeli maymun

jolly into[v]

yüreklendirmek

jolt[n][v]

sarsıntı,ani hareket • sarsmak,sıçratmak

jolterhead[n]

aptal,sakar

jolting[adj]

sarsıntılı,düzensiz hareket eden

jolty[adj]

sarsıntılı,düzensiz

jones[v]

aşırı istek duymak,tutkunu olmak

jongleur[n]

ozan

jook[n]

Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğusunda, yemek yiyebileceğiniz, içecek içebileceğiniz ve jukebox'tan gelen müzikle dans edebileceğiniz küçük bir yol kenarı işletmesi,Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğusunda, jukebox müziği eşliğinde yemek, içmek ve dans etmek için küçük bir yol kenarı mekanı

jordy blue[adj]

Jordy mavisi

josh[v]

şakalaşmak,dalaşmak

jostle[v][n]

itip kakışmak,yol açmak • bir itiş kakış,bir dürtme

jot[n][v]

not,kısa not • kısaca yazmak,aceleyle not almak

jot and tittle[phrase]

en küçük ayrıntı

jot down[v]

not almak

joule[n]

jul

journal[n]

günlük

journaling[n]

günlük tutma

journalism[n]

gazetecilik

journalism school[n]

gazetecilik okulu,habercilik fakültesi

journalist[n]

gazeteci

journalistic[adj]

gazetecilikle ilgili,habercilik

journey[n][v]

yolculuk • seyahat etmek

journeyman[n]

kalfa

joust[n][v]

cirit,şövalye turnuvası • atlı mızrak dövüşü yapmak

jovial[adj]

keyifli

jovially[adv]

neşeli bir şekilde,dostane bir tavırla

jowl[n]

gıdık

joy[n][v]

sevinç • sevinmek,neşelenmek

joyful[adj]

sevinçli

joyfully[adv]

neşeyle,sevinçle

joyfulness[n]

neşe,sevinç

joyous[adj]

keyifli

joyously[adv]

neşeyle,sevinçle

joyousness[n]

neşe,sevinç

joypad[n]

oyun kumandası,joystick

joyride[n][v]

keyif sürüşü,zevk için araba gezintisi • keyif için araba sürmek,amaçsızca araba gezintisi yapmak

joyrider[n]

eğlence için araba çalan kişi,eğlence için tehlikeli araç kullanan kişi

joystick[n]

kumanda kolu,uçuş çubuğu

jpeg[n]

JPEG

juba dance[n]

Juba (dans)

jubbah[n]

kandura

jubilance[n]

sevinç,neşe

jubilant[adj]

sevinç duyan

jubilation[n]

sevinc,coşku

jubilee[n]
jucy lucy[n]

Jucy Lucy

judaic[adj]

Yahudilere ait

judaical[adj]

Yahudilikle ilgili,Yahudi kültürüne veya dinine ait

judaism[n]

yahudilik,musevilik

judas kiss[n]

iyilik kılığına girmiş ihanet

judge[v][n]

yargılamak • hakim

judge a book by its cover[phrase]

dış görünüşe göre yargılamak

judge jury and executioner[phrase]

hem yargıç hem cellat

judgment[n]

yargı

judgment call[n]

kişisel yargı

judgmental[adj]

yargılayıcı

judicature[n]

yargılama hakkı

judicial[adj][n]

adli • yargı,yargı organı

judicial branch[n]

yargı erki,yargı kolu

judicial review[n]

yargısal denetim

judicially[adv]

yargısal olarak,yargısal bir şekilde

judiciary[n]

yargı,yargı erki

judicious[adj]

sağduyulu

LanGeek
Uygulamayı İndir