jurist[n]
hukukçu,hukuk bilgini
juror[n]
jüri üyesi
jury[n]
mahkeme jürisi
jury duty[n]
jüri görevi,jüri hizmeti
just[adj][adv]
adil • tam,kesinlikle
just about[adv]
neredeyse,tam da
just as[adv]
tam olarak,aynı anda
just in case[adv]
ihtiyaten,her ihtimale karşı
just in time[adv][n]
tam zamanında,son dakikada • tam zamanında,tam vaktinde
just now[adv]
şimdi,biraz önce
just what the doctor ordered[phrase]
tam ihtiyaç duyulan şey
justice[n]
adalet
justiciary[n]
adaletin yönetimi,yargı organı
justifiable[adj]
haklı çıkarılabilir
justifiably[adv]
haklı olarak, makul bir şekilde
justification[n]
mazeret
justified[adj]
haklı,makul
justifiedly[adv]
haklı olarak, dürüstçe
justify[v]
mazur göstermek
justly[adv]
doğru biçimde
justness[n]
doğruluk
jut[n][v]
çıkıntı,çıkma • çıkıntı yapmak
jut out[v]
dışarı çıkmak,taşmak
jutting[adj][n]
çıkıntılı,belirgin • çıkıntı,çıkma
juul[n]
Juul,Juul marka elektronik sigara
juvenile[adj][n]
gençliğe özgü • ergen
juvenile delinquent[n]
çocuk suçlu
juxtapose[v]
yanyana koymak
juxtaposition[n]
yan yana koyma