abroad
ab
ˈəb
eb
road
rɔd
rod
British pronunciation
/əˈbrɔːd/

"abroad"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

abroad
01

yurt dışı

in or traveling to a different country
abroad definition and meaning
example
Örnekler
We usually go abroad for a week in May to escape the routine.
Genellikle mayıs ayında bir haftalığına rutinden kaçmak için yurtdışına gideriz.
02

uzaklara, her yöne

over a large area or in various directions, often referring to dispersion or spread
example
Örnekler
The fire quickly spread abroad, affecting nearby houses.
Yangın hızla yurtdışına yayıldı ve yakındaki evleri etkiledi.
2.1

yurtdışında, dolaşımda

in widespread circulation, often referring to rumors or feelings
example
Örnekler
During the election, opinions were widely shared abroad among the citizens.
Seçim sırasında, görüşler vatandaşlar arasında yurtdışında yaygın olarak paylaşıldı.
2.2

yurtdışında, dışarıda

moving or existing freely, typically in a public or open area
example
Örnekler
During the holiday season, shoppers were abroad in the streets, filling the shops.
Tatil sezonunda, alışveriş yapanlar sokaklarda yurt dışında idi, mağazaları dolduruyorlardı.
03

yurtdışında, evden uzakta

outside, away from home, or outside one's usual place of residence
Old useOld use
example
Örnekler
The idea of traveling abroad during winter seemed daunting to many.
Kışın yurt dışına seyahat etme fikri birçok kişiye göz korkutucu görünüyordu.
04

yanlışlıkla, hatalı bir şekilde

in error or deviation, often referring to incorrect ideas or actions
Old useOld use
example
Örnekler
Her reasoning was abroad, causing confusion among the group.
Onun mantığı yanlıştı, grupta karışıklığa neden oldu.
Abroad
01

yurt dışı, yabancı ülkeler

foreign countries outside one's own country
example
Örnekler
Letters from abroad were rare in the past.
Geçmişte yurtdışından gelen mektuplar nadirdi.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store