to embrace
emb
ˈɪmb
imb
race
reɪs
reis
outfaceemplaceunbracereplace

"embrace"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to embrace
01

kucaklamak

to hold someone tightly in one's arms, especially to show affection 
Transitive: to embrace sb/sth
to embrace definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
embrace
3. tekil kişi
embraces
şimdiki zaman ortacı
embracing
basit geçmiş zaman
embraced
geçmiş zaman ortacı
embraced
Örnekler
She was thrilled to see her long-lost friend and rushed to embrace her with a warm hug. 

Uzun zamandır kayıp olan arkadaşını görmekten heyecan duydu ve onu sıcak bir kucaklama ile kucaklamak için koştu.

02

benimsemek, kucaklamak

to adopt or accept a particular cause, ideology, practice, method, or lifestyle as one's own 
Transitive: to embrace an ideology or approach
to embrace definition and meaning
Örnekler
After years of resistance, she decided to embrace a healthier lifestyle and started exercising regularly. 

Yıllarca direndikten sonra, daha sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemeye karar verdi ve düzenli olarak egzersiz yapmaya başladı.

03

içermek, kapsamak

to include or encompass something as an essential part or element 
Transitive: to embrace sth
Örnekler
The new policy embraces both environmental and economic concerns. 

Yeni politika hem çevresel hem de ekonomik endişeleri kucaklıyor.

Embrace
01

kucaklama, sarılma

the physical action of clasping another person, typically to show affection, greeting, or comfort 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
embraces
Örnekler
They shared a warm embrace after years apart. 

Yıllar sonra sıcak bir kucaklaşma paylaştılar.

02

kucaklama, sarılma

the state of physically or metaphorically enclosing, encompassing, or taking in 
Örnekler
The castle's walls were an embrace against invaders. 

Kalenin duvarları, istilacılara karşı bir kucaklamaydı.

03

kabul, benimseme

a close or protective acceptance of something intangible, such as a belief, change, or person 
Örnekler
She showed her embrace of the new policy with enthusiasm. 

O, yeni politikaya olan benimsemesini coşkuyla gösterdi.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store