early
ear
ˈɜr
ır
ly
li
li
British pronunciation
/ˈɜːli/

"early"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

early
01

erkenden

happening or done before the usual or scheduled time
early definition and meaning
example
Örnekler
The early arrival of the package was a pleasant surprise.
Paketin erken gelişi hoş bir sürpriz oldu.
02

genç

indicating things that occur near the beginning of something
example
Örnekler
The early paragraphs of the essay outline the key arguments.
Denemenin ilk paragrafları ana argümanları özetler.
03

erken, sabah

happening near the beginning of a defined period, such as a lifetime, season, day, etc.
example
Örnekler
She began her career in her early twenties, full of ambition.
Kariyerine erken yaşlarında, hırs dolu bir şekilde başladı.
04

eski, erken dönem

existed or happened a time long ago
example
Örnekler
The early inhabitants of the island relied on fishing and agriculture.
Adanın ilk sakinleri balıkçılık ve tarıma güveniyordu.
05

erkenci, erken olgunlaşan

(of plants, crops, etc.) blooming or maturing sooner than the other kinds
example
Örnekler
These early tomatoes are perfect for harvesting before the main crop is ready.
Bu erkenci domatesler, ana mahsul hazır olmadan önce hasat için mükemmeldir.
06

erken, ilk

referring to the initial stages of a historical period, cultural movement, language, or literary tradition
example
Örnekler
Early English writings, like those from the Anglo-Saxon period, show the beginnings of the English language.
Anglo-Sakson döneminden olanlar gibi erken İngiliz yazıları, İngiliz dilinin başlangıçlarını gösterir.
07

erken, yakın

expected to occur soon or in the near future
example
Örnekler
We are hoping for an early resolution to the problem.
Sorunun erken bir çözümünü umuyoruz.
early
01

erken

before the usual or scheduled time
early definition and meaning
example
Örnekler
The movie ended early, so we decided to go for a walk.
Film erken bitti, bu yüzden yürüyüşe çıkmaya karar verdik.
02

erken, vaktinde

used to indicate that something was done at an advantageous or preliminary stage
example
Örnekler
He started saving money early, which allowed him to retire comfortably.
Para biriktirmeye erken başladı, bu da rahat bir emeklilik geçirmesini sağladı.
03

erken

near the beginning of a defined period or activity
example
Örnekler
They moved to a new city early in the year.
Yılın başlarında yeni bir şehre taşındılar.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store