clock
clock
klɒk
klok
cloakclickclackcrock

"clock"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Clock
01

saat

a device used to measure and show time 
clock definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
clocks
Örnekler
I enjoy watching the hands of the clock move as time goes by. 

Zaman geçtikçe saatin ellerinin hareket ettiğini izlemekten hoşlanırım.

02

kilometre sayacı, odometre

the instrument that shows the speed or mileage of the vehicle 
Dialectbritish flagBritish
Örnekler
The clock in my car showed that I had driven 100,000 miles. 

Arabamdaki saat, 100.000 mil sürdüğümü gösteriyordu.

to clock
01

kronometre yapmak, zamanı ölçmek

to measure the passage of time 
Transitive: to clock time
to clock definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
clock
3. tekil kişi
clocks
şimdiki zaman ortacı
clocking
basit geçmiş zaman
clocked
geçmiş zaman ortacı
clocked
Örnekler
She clocked her running time to track her progress in marathon training. 

Maraton antrenmanındaki ilerlemesini takip etmek için koşu süresini kronometreledi.

02

zamanlamak, hızını kaydetmek

to measure or record the speed of something 
Transitive: to clock speed of something
Örnekler
The car clocked 100 kilometers per hour during the race. 

Araba yarış sırasında saatte 100 kilometre kaydetti.

03

fark etmek, tanımak

to recognize or notice that someone is transgender 
argo
Örnekler
They were clocked as trans the moment they walked in. 

İçeri girdikleri an trans olarak fark edildiler.

04

fark etmek, anlamak

to notice, register, or recognize something 
argo
Örnekler
I totally clocked that look she gave you. 

Sana attığı bakışı tamamen fark ettim.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store