bristle
bri
ˈbrɪ
bri
stle
səl
sēl
brittle

"bristle"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Bristle
01

kıl

a short, thick, coarse hair growing naturally on an animal or person 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
bristles
Örnekler
The boar's bristles were rough to the touch. 

Yaban domuzunun kılları dokunuşa karşı sertti.

02

kıl, fırça teli

a stiff, coarse fiber, natural or synthetic, used in brushes or similar tools 
Örnekler
The broom's synthetic bristles wore down over time. 

Süpürgenin sentetik kılları zamanla aşındı.

to bristle
01

kızmak

to react in an angry, aggressive, or defensive manner 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
bristle
3. tekil kişi
bristles
şimdiki zaman ortacı
bristling
basit geçmiş zaman
bristled
geçmiş zaman ortacı
bristled
Örnekler
The team bristled when their strategy was mocked. 

Takım, stratejileri alay edildiğinde öfkeyle tepki gösterdi.

02

hareket halinde olmak

to be filled or crowded with a large number of something 
Intransitive
Örnekler
The forest bristled with hidden wildlife. 

Orman gizli yaban hayatıyla dik dik oluyordu.

03

diken diken olmak

to react or respond with anger, irritation, or indignation, often by stiffening or erecting hairs or bristles on the body 
Intransitive
04

diken diken olmak, dikenlenmek

to be thickly covered with or as if with stiff hairs or spines 
Intransitive: to bristle with sth
Örnekler
The cactus bristled with sharp spines. 

Kaktüs, keskin dikenlerle tüylenmişti.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store