Ara
to take on
01
işe almak, kadrosuna eklemek
to hire someone
Transitive: to take on an employee
Örnekler
The company decided to take on new employees to meet the growing demand.
Şirket, artan talebi karşılamak için yeni çalışanlar işe almayı kararlaştırdı.
02
karşılaşmak
to play against someone in a game or contest
Transitive: to take on a competitor
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
on
temel fiil
take
şimdiki zaman
take on
3. tekil kişi
takes on
şimdiki zaman ortacı
taking on
basit geçmiş zaman
took on
geçmiş zaman ortacı
taken on
Örnekler
The team is ready to take on their rivals in the championship match.
Takım, şampiyonluk maçında rakiplerini karşılamaya hazır.
03
almak, üstlenmek
to adopt a particular quality or appearance
Transitive: to take on a quality or appearance
Örnekler
The room began to take on a cozy atmosphere with the addition of soft lighting.
Oda, yumuşak aydınlatmanın eklenmesiyle rahat bir atmosfer almaya başladı.
04
işe almak, görevlendirmek
to hire or engage someone for a job, position, or role
Transitive: to take on a role or responsibility
Örnekler
She took on the role of team leader, managing the project and coordinating with team members.
O, projeyi yöneterek ve ekip üyeleriyle koordinasyon sağlayarak takım lideri rolünü üstlendi.
05
kabul etmek, üstlenmek
to accept something as a challenge
Örnekler
She decided to take on the task of organizing the charity event.
Hayır etkinliğini düzenleme görevini üstlenmeye karar verdi.
06
kabul etmek, üye olarak almak
to allow an individual to join a group or community
Transitive: to take on sb
Örnekler
The club decided to take on new members who shared a passion for hiking.
Kulüp, yürüyüş tutkusunu paylaşan yeni üyeleri kabul etmeye karar verdi.
07
üstlenmek, taşımak
to carry something or someone
Transitive: to take on passengers or loads
Örnekler
The truck can take on heavy loads without any difficulty.
Kamyon, ağır yükleri hiç zorlanmadan taşıyabilir.



























