to knock around
knock
nɒk
nok
a
ə
ē
round
ˈraʊnd
rawnd
knock about

"knock around"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to knock around
01

defalarca vurmak, yumruklamak

to strike someone or something multiple times 
Transitive: to knock around sb/sth
to knock around definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılabilir
edat
around
temel fiil
knock
şimdiki zaman
knock around
3. tekil kişi
knocks around
şimdiki zaman ortacı
knocking around
basit geçmiş zaman
knocked around
geçmiş zaman ortacı
knocked around
Örnekler
The boxer is knocking around his opponent with heavy punches. 

Boksör, ağır yumruklarla rakibini dövüyor.

1.1

hırpalamak, önemsememek

to treat someone or something in a careless, rough, or disrespectful manner 
Transitive: to knock around sb/sth
Örnekler
The company is knocking around its employees, expecting them to work long hours for little pay. 

Şirket, çalışanlarını hırpalıyor, onlardan az maaş karşılığında uzun saatler çalışmalarını bekliyor.

02

dolaşmak, başıboş gezmek

to spend time or travel without a clear plan or direction 
Transitive: to knock around a place
to knock around definition and meaning
Örnekler
He's a seasoned wanderer who has been knocking around the globe for over two decades. 

O, iki yıldan fazla bir süredir dünyayı dolaşan tecrübeli bir gezgin.

03

takılmak, vakit geçirmek

to spend a considerable amount of time with someone, often implying close companionship or romantic involvement 
Intransitive
Örnekler
The two have been knocking around since they met at university, forming an unbreakable bond. 

İkisi, üniversitede tanıştıklarından beri takılıyorlar, kırılmaz bir bağ oluşturuyorlar.

04

oralarda olmak, etrafta dolaşmak

to be somewhere nearby, but the exact location is unknown 
Dialectbritish flagBritish
Intransitive: to knock around somewhere
Örnekler
My keys must be knocking around here somewhere. I just can't seem to find them. 

Anahtarlarım buralarda bir yerde dolaşıyor olmalı. Sadece onları bulamıyorum.

05

gayri resmi olarak tartışmak, fikirleri düşünmek

to casually discuss or think about ideas, plans, or possibilities 
Transitive: to knock around an idea or plan
Örnekler
I knocked some potential solutions around to the problem with my friend, but we didn't come up with anything definitive. 

Arkadaşımla sorunla ilgili bazı potansiyel çözümleri tartıştım, ancak kesin bir şey bulamadık.

06

dolaşmak, tartışılmak

(of ideas, plans, etc.) to be casually discussed or brainstormed over a period of time 
Intransitive: to knock around | to knock around sometime
Örnekler
These ideas have been knocking around for years, but no one has taken any concrete action yet. 

Bu fikirler etrafta dolaşıyor yıllardır, ancak henüz kimse somut bir adım atmadı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store