wisteriawomb-to-tomb
/ 18
wisteriawomb-to-tomb
wisteria[n][adj]

morsalkım,wisteria • açık mor

wistful[adj]

dalgin

wit[n][v]

zeka,nükte • anlamak,algılamak

witch[n][v]

cadı • büyülemek,büyü yapmak

witch hunt[n]
witchcraft[n]

büyücülük,sihirbazlık

witeout[n]

daksil

with[prep]

ile [la-le]

with a bang[phrase]

görkemli şekilde

with a fine-tooth comb[phrase]

ince eleyip sık dokuyarak

with a vengeance[phrase]
with a view to[prep]

amacıyla,gayesiyle

with all due respect[adv]

Tüm saygımla,Saygılarımla birlikte

with all heart[phrase]
with bated breath[phrase]

nefesini tutarak

with bells on[phrase]

koşa koşa

with child[adj]

hamile,gebe

with dick in hand[phrase]
with eyes closed[phrase]

sonuçlarını düşünmeden

with eyes open[phrase]

sonuçlarını bile bile

with flying colors[phrase]

büyük başarıyla

with guns blazing[phrase]

tam gazla

with hopes of[prep]

umuduyla

with one accord[phrase]

hep birlikte

with one hand behind back[phrase]

çocuk oyuncağı

with one voice[phrase]

tek ağızdan

with open arms[phrase]

açık kollarla

with pleasure[phrase]

seve seve

with reference to[prep]

referansla,ile ilgili olarak

with regard to[prep]

ile ilgili olarak,hakkında

with regards to[prep]

hakkında,ile ilgili olarak

with respect[phrase]

tüm saygımla söylüyorum

with respect to[prep]

ile ilgili olarak,hakkında

with that in mind[adv]

bunu aklında tutarak,aklında bulundurarak

with the exception of[prep]

hariç,dışında

with the intention of[prep]

amacıyla,niyetiyle

with the works[phrase]
with time[adv]
with time to spare[phrase]

zamanından önce

with tongue in cheek[phrase]

alaycı bir dille

withal[adv]

buna rağmen,yine de

withdraw[v]

çekip almak

withdrawal[n]

çekilme,geri çekilme

withdrawing room[n]

kabul salonu,ziyaretçi salonu

withdrawn[adj]

izole,çekilmiş

withdrawnness[n]

uzaklık, mesafelilik

wither[v]

sararıp solmak

wither on the vine[phrase]

daha baştan sönmek

withering[adj][n]

yıkıcı,tahrip edici • solma, zayıflama

withers[n]

cıdağı

withhold[v]

saklamak,gizlemek

within[prep][adv][n][adj]

içinde,içerisinde • içinde • iç,içeri • içeride,içinde

within reason[adv]

makul ölçülerde,aşırıya kaçmadan

within striking distance[phrase]

yakın mesafede

without[prep]

-sız/siz/suz/süz

without a hitch[phrase]

sorunsuz şekilde

without a murmur[phrase]
without doubt[adv]

şüphesiz

without fail[phrase]

muhakkak

without missing a beat[phrase]
without rhyme or reason[phrase]
withstand[v]

direnmek

witless[adj]

aptal,akılsız

witloof[n]

hindiba

witness[v][n]

şahit olmak • tanık

witness stand[n]

tanık kürsüsü,tanık yerleşimi

witness tampering[n]

tanık manipülasyonu,tanık etkileme

witnesser[n]

tanık,gözlemci

witter on[v]

gevezelik etmek,boş konuşmak

witticism[n]

espri

wittingly[adv]

bilerek,kasten

witty[adj]

esprili

wizard[n][adj]

büyücü,usta • büyülü,sihirli

wizened[adj]

pörsük

wobble[v][n]

sallamak,sendelemek • sallanma,titreme

wobbleboard[n]

denge tahtası

wobbly[adj][n]

sallanan,dengesiz • bir Wobbly,Industrial Workers of the World üyesi

wobbly pop[n]

bira,alkollü içecek

wodaabe[adj]

Wodaabe

woe[n]

keder,acı

woebegone[adj]

kederli

woeful[adj]

acıklı,üzgün

woefully[adv]

üzücü bir şekilde,kederle

wok[n]

çin tavası

woketard[n]

woketard,woketard

wolf[n][v]

kurt • kurt gibi yemek

wolf down[v]

hızlıca yemek,oburca yemek

wolf in sheep's clothing[phrase]

kuzu postuna bürünmüş kurt

wolf pack[n]

kurt sürüsü,kurt grubu

wolf pup[n]

kurt yavrusu

wolf spider[n]

kurt örümceği

wolfhound[n]

av köpeği

wolfish[adj]

kurt gibi,kurda özgü

wolverine[n]

kutup porsuğu

woman[n]

kadın

woman's doctor[n]

jinekolog,kadın hastalıkları uzmanı

womanhood[n]

kadınlık,kadın olma durumu

womanizer[n]

kadın avcısı,çapkın

womb[n]

dölyatağı

womb-to-tomb[adj]

beşikten mezara,doğumdan ölüme

LanGeek
Uygulamayı İndir