white liewicked
/ 18
white liewicked
white lie[n]

beyaz yalan

white matter[n]

beyaz madde

white meat[n]

beyaz et

white mulberry[n]

beyaz dut,beyaz dut ağacı

white noise[n]

beyaz gürültü

white pages[n]

telefon rehberinde isim, adres ve numaraların olduğu sayfalar

white party[n]

beyaz parti,beyaz eğlence

white rabbit[n]

telaşlı geç kalan

white rat[n]

hain,ispiyon

white rhinoceros[n]

beyaz gergedan

white rice[n]

beyaz pirinç

white sauce[n]

beşamel sos

white smoke[adj]

beyazımsı gri

white sugar[n]

beyaz şeker

white tea[n]

beyaz çay

white tie[n]

beyaz kravatlı resmi kıyafet,beyaz papyon kıyafeti

white tiger[n]

beyaz kaplan

white water[n]

köpüklü su

white wedding[n]

beyaz düğün,gelinin beyaz giydiği geleneksel düğün

white whale[n]

beyaz balina

white wine[n]

beyaz şarap

white-bread[adj]

beyaz orta sınıfa ait,burjuva

white-collar[adj]

beyaz yakalılar grubuna ait

white-haired[adj]

favori,gözde

white-hot[adj]

akkor halinde,beyaz sıcak

white-knuckle[adj][v]

nefes kesen,heyecan verici • sıkıca tutmak,korkudan sımsıkı sarılmak

white-livered[adj]

korkak,ürkek

white-tie[adj]

beyaz papyonlu,smokin gerektiren

whitebait[n]

beyaz yem balığı

whiteboard[n]

beyaz tahta

whiteboard marker[n]

beyaz tahta kalemi,kuru silinebilir işaretleyici

whiteface[n]

Whiteface, Amerika'da yaygın olarak yetiştirilen dayanıklı İngiliz sığır ırkı,Whiteface ırkı, Amerika'da geniş çapta yetiştirilen dayanıklı bir İngiliz sığır ırkı

whiteheaded mutton[n]

beyaz başlı koyun

whiten[v]

beyazlamak,ağarmak

whitener[n]

beyazlatıcı,renk giderici

whiteness[n]

beyazlık

whiteout[n][v]

kar fırtınası,beyaz körlük • beyazlamak,görünmez olmak

whitetail[n]

ak kuyruklu geyik

whitethroat[n]

beyaz gırtlaklı serçe

whitewash[n][v]

örtbas,gizleme • örtbas etmek,gizlemek

whitewater[n]

beyaz su,köpüklü su

whitewater canoeing[n]

beyaz su kano sporu,hızlı nehir kano gezisi

whitewater kayaking[n]

beyaz su kano sporu,hızlı akan nehirlerde kano yapma

whitework embroidery[n]

beyazişi nakış

whiting[n]

bakalyaro

whittle[v]

yontmak,oymak

whittle away[v]

aşındırmak,yavaş yavaş azaltmak

whittle down[v]

yavaş yavaş azaltmak,kademeli olarak azaltmak

whiz[v][n]

vızıldamak,uğuldama • dahi,uzman

whiz-kid[n]

kariyeri hızla yükselen kimse

whizz[n][v]

usta,deha • hızla geçmek,ok gibi geçmek

who[pron]

kim

who says[phrase]

kim demiş?

whoa[interj]

Vay,Oha

whodunit[n]

polisiye roman

whoever[pron]

her kimse,kim olursa olsun

whoever writes a book should be ready to accept criticism[sentence]

eleştiriye tahammül etmek, sanatın bir parçasıdır

whole[adj][n][adv][pron]

bütün • bütün,tüm • tamamen,bütünüyle • tümü,bütünü

whole enchilada[phrase]
whole grain[n]

ruşeym, besi dokusu ve kepek içeren tahıl tanesi

whole language[n]

bütün dil,bütüncül dil yöntemi

whole meal[n]

bir ziyafet,bir şölen

whole meal bread[n]

tam buğday ekmeği

whole milk[n]

tam yağlı süt

whole nine yards[phrase]

tam paket

whole note[n]

birlik nota

whole number[n]

tam sayı,doğal sayı

whole wheat[adj]

tamamen buğdaydan yapılmış

whole wheat bread[n]

tam buğday ekmeği

whole-souled[adj]

tüm kalbiyle,koşulsuz ve coşkulu bağlılıkla

wholefood[n]

organik olarak yetiştirilmiş yiyecek

wholehearted[adj]

tamamen adanmış,koşulsuz bağlı

wholeheartedly[adv]

tüm kalbiyle,coşkuyla

wholemeal[adj]

kepekli

wholesale[n][v][adv][adj]

toptan satış • toptan satmak • toptan,büyük miktarlarda • genel,toplu

wholesaler[n]

toptancı,toptan satıcı

wholesome[adj]

sağlıklı,faydalı

wholly[adv]

tamamen

whom[pron]

kimi,kime

whomever[pron]

kimi istersen,kime olursa olsun

whoop[v][n]

sevinçten bağırmak • sevinç çığlığı,heyecan çığlığı

whooped[adj]

kusursuz,mükemmel

whoopee[n]

şamata,gürültülü eğlence

whoosh[n][v]

vızıltı,hışırtı • fışkırmak,püskürtmek

whopping[adj]

kocaman

whore[n][v]

fahişe,orospu • fahişelik yapmak,satılmak

whore bag[n]

orospu,sürtük

whore's-bird[n]

orospu çocuğu,piç

whorefucker[n]

orospu düşkünü,fahişe manyağı

whorehouse[n]

genelev,fuhuş yuvası

whoreson[n]

piç,gayrimeşru çocuk

whorl[n]

helezon,spiral

whorled[adj]

halka şeklinde dizilmiş,gövde etrafında halka şeklinde yaprakları olan

whose[det][pron]

kimi • kimin

why[adv][n][pron]

neden • neden,sebep • neden

why buy a cow when you can get milk for free[sentence]

nerede beleş oraya yerleş

why not[phrase]

neden olmasın

wi-fi router[n]

Wi-Fi yönlendirici

wick[n]

fitil,pamuklu fitil

wicked[adj][adv]

kötü,ahlaksız • çok,süper

LanGeek
Uygulamayı İndir