déborder
Pronunciation
/debɔʁdˈe/

"déborder"kelimesinin Fransızca tanımı ve anlamı

déborder
01

taşmak, taşırıp dökülmek

dépasser les limites d'un contenant
déborder definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
hareket fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
déborde
1. çoğul kişi
débordons
gelecek zamanda 1. kişi
déborderai
şimdiki zaman ortacı
débordant
geçmiş zaman ortacı
débordé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
débordions
Örnekler
La tasse est trop pleine, le café déborde.
Fincan çok dolu, kahve taşıyor.
02

taşmak, dolup taşmak

être rempli à excès (émotions, énergie, vie)
déborder definition and meaning
Örnekler
Son cœur débordait d' amour.
Kalbi aşkla taşıyordu.
03

taşmak, sel basmak

sortir de son lit (pour une rivière ou un cours d'eau)
déborder definition and meaning
Örnekler
Quand le barrage a lâché, la rivière a débordé.
Baraj kırıldığında, nehir taştı.
04

aşırıya kaçmak, sınırı aşmak

aller au-delà des limites raisonnables
Örnekler
Sa générosité déborde jusqu' à l' épuisement.
Cömertliği aşırıya kaçarak tükenme noktasına kadar gider.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store