Ara
déborder
01
taşmak, taşırıp dökülmek
dépasser les limites d'un contenant
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
hareket fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
déborde
1. çoğul kişi
débordons
gelecek zamanda 1. kişi
déborderai
şimdiki zaman ortacı
débordant
geçmiş zaman ortacı
débordé
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
débordions
Örnekler
La tasse est trop pleine, le café déborde.
Fincan çok dolu, kahve taşıyor.
02
taşmak, dolup taşmak
être rempli à excès (émotions, énergie, vie)
Örnekler
Son cœur débordait d' amour.
Kalbi aşkla taşıyordu.
03
taşmak, sel basmak
sortir de son lit (pour une rivière ou un cours d'eau)
Örnekler
Quand le barrage a lâché, la rivière a débordé.
Baraj kırıldığında, nehir taştı.
04
aşırıya kaçmak, sınırı aşmak
aller au-delà des limites raisonnables
Örnekler
Sa générosité déborde jusqu' à l' épuisement.
Cömertliği aşırıya kaçarak tükenme noktasına kadar gider.



























