Ara
Handicap
01
özürlülük
a condition that impairs a person's mental or physical functions
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
handicaps
02
handikap
a set of rules or conditions that are put in place to balance the game and give a disadvantaged player a better chance of winning
03
engel, handikap
something immaterial that interferes with or delays action or progress
04
handikap, handikap endeksi
a numerical measure of a golf player's ability, used to level the playing field in competition
Örnekler
Even with a high handicap, he manages to enjoy the game every time he plays.
Yüksek bir handikap ile bile, her oynadığında oyundan keyif almayı başarıyor.
to handicap
01
engellemek, zayıflatmak
to weaken or hinder someone's ability, often by causing them to become disabled or less capable
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
handicap
3. tekil kişi
handicaps
şimdiki zaman ortacı
handicapping
basit geçmiş zaman
handicapped
geçmiş zaman ortacı
handicapped
Örnekler
The accident handicapped him for life, requiring him to use a wheelchair.
Kaza onu ömür boyu engelli bıraktı, tekerlekli sandalye kullanmasını gerektirdi.
02
engellemek, dezavantajlı duruma sokmak
put at a disadvantage
03
handikap vermek, handikap belirlemek
to assign weights to horses in a race based on their perceived ability, in order to equalize their chances of winning
Örnekler
He 's known for his ability to accurately handicap complicated races.
Karmaşık yarışları doğru bir şekilde handikap etme yeteneği ile tanınır.



























