hail
hail
heɪl
heil
tailrailfailjail

"hail"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Hail
01

dolu

small and round balls of ice falling from the sky like rain 
hail definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz
çoğul biçim
hail
Örnekler
She watched the hail bounce off the window during the storm. 

O, fırtına sırasında dolunun pencereden sektiğini izledi.

02

alkış, coşkulu selamlama

a warm, enthusiastic, or celebratory greeting or reception 
Örnekler
The returning hero received a hail from the crowd. 

Dönen kahraman, kalabalıktan bir alkış aldı.

03

sağanak, yağmur

a large number of objects thrown or shot forcefully through the air 
Örnekler
The protesters threw a hail of tomatoes at the stage. 

Protestocular sahneye bir dolu domates attı.

to hail
01

dolu yağmak, dolu düşmek

(of water) to fall from the sky as small ice particles 
Intransitive
to hail definition and meaning
Örnekler
The sky darkened, and soon it began to hail, pelting the ground with tiny ice pellets. 

Gökyüzü karardı ve kısa süre sonra dolu yağmaya başladı, yere küçük buz taneleri saçarak.

02

selamlamak

to praise someone or something enthusiastically and loudly, particularly in a public manner 
Transitive: to hail sb/sth | to hail sb/sth as sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
hail
3. tekil kişi
hails
şimdiki zaman ortacı
hailing
basit geçmiş zaman
hailed
geçmiş zaman ortacı
hailed
Örnekler
Fans hailed the athlete for breaking the record with a standing ovation and cheers. 

Hayranlar, atleti rekor kırdığı için ayakta alkış ve tezahüratlarla selamladı.

03

selamlamak, alkışlamak

to greet or honor someone with respect or admiration 
Transitive: to hail sb
Örnekler
The soldiers hailed their commander with a formal salute. 

Askerler, komutanlarını resmi bir selamla selamladılar.

04

çağırmak

to call out to someone in order to attract their attention or to signal them to approach 
Transitive: to hail sb
Örnekler
She hailed her friend from the crowd, waving her arms to be seen. 

O, kalabalıktan arkadaşına seslendi, görülmek için kollarını salladı.

05

gelmek, kökeni olmak

to originate or come from a specific place or region 
Intransitive: to hail from a place
Örnekler
She hails from a small town in the Midwest. 

O, Ortabatı'da küçük bir kasabadan geliyor.

06

çağırmak

to signal an approaching taxi or bus to stop 
Transitive: to hail a taxi or bus
Örnekler
She hailed a cab in the pouring rain to get home quickly. 

Hızlı bir şekilde eve gitmek için sağanak yağmurda bir taksi çağırdı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store