rouse
rouse
raʊs
raus
British pronunciation
/ɹˈa‍ʊz/

"rouse"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to rouse
01

uyandırmak, canlandırmak

to wake someone up
Transitive: to rouse sb
to rouse definition and meaning
example
Örnekler
A sudden touch on the shoulder can effectively rouse someone who is napping.
Omza ani bir dokunuş, şekerleme yapan birini etkili bir şekilde uyandırabilir.
02

hareketlendirmek, uyandırmak

to stimulate someone or something to move from a state of rest, inactivity, or dormancy
Transitive: to rouse sb
example
Örnekler
The promise of adventure roused him from his comfortable routine.
Macera vaadi onu rahat rutininden uyandırdı.
03

uyandırmak, kışkırtmak

to stir up intense emotions in someone
Transitive: to rouse a feeling or reaction
example
Örnekler
His harsh criticism roused frustration in his coworkers.
Sert eleştirileri, iş arkadaşlarında hayal kırıklığı uyandırdı.
04

ortaya çıkarmak, saklandığı yerden çıkarmak

to cause an animal, especially game, to come out of hiding or a sheltered spot
Transitive: to rouse an animal
example
Örnekler
The hikers accidentally roused a fox from its den in the rocks.
Yürüyüşçüler yanlışlıkla kayalıklardaki ininden bir tilkiyi uyandırdı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store