Ara
to rouse
01
uyandırmak, canlandırmak
to wake someone up
Transitive: to rouse sb
Örnekler
A sudden touch on the shoulder can effectively rouse someone who is napping.
Omza ani bir dokunuş, şekerleme yapan birini etkili bir şekilde uyandırabilir.
02
hareketlendirmek, uyandırmak
to stimulate someone or something to move from a state of rest, inactivity, or dormancy
Transitive: to rouse sb
Örnekler
The promise of adventure roused him from his comfortable routine.
Macera vaadi onu rahat rutininden uyandırdı.
03
uyandırmak, kışkırtmak
to stir up intense emotions in someone
Transitive: to rouse a feeling or reaction
Örnekler
His harsh criticism roused frustration in his coworkers.
Sert eleştirileri, iş arkadaşlarında hayal kırıklığı uyandırdı.
04
ortaya çıkarmak, saklandığı yerden çıkarmak
to cause an animal, especially game, to come out of hiding or a sheltered spot
Transitive: to rouse an animal
Örnekler
The hikers accidentally roused a fox from its den in the rocks.
Yürüyüşçüler yanlışlıkla kayalıklardaki ininden bir tilkiyi uyandırdı.



























