Ara
to nod
01
başı ile onaylamak
to move one's head up and down as a sign of agreement, understanding, or greeting
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
nod
3. tekil kişi
nods
şimdiki zaman ortacı
nodding
basit geçmiş zaman
nodded
geçmiş zaman ortacı
nodded
Örnekler
He nodded to greet his neighbor as he walked by.
Yanından geçerken komşusunu selamlamak için başını salladı.
1.1
onaylamak, başını sallamak
to show agreement, acknowledgment, or greeting by moving the head up and down
Transitive: to nod one's greeting or attitude
Örnekler
She nodded her approval as he presented his ideas.
O, fikirlerini sunarken onayını başını sallayarak gösterdi.
02
uyuklamak, uykuyla başı öne eğilmek
to allow the head to droop forward as one becomes sleepy
Intransitive
Örnekler
He began to nod as he waited, barely able to keep his eyes open.
Beklerken, gözlerini açık tutmakta zorlanarak başını sallamaya başladı.
03
eğilmek, yana yatmak
to lean or tilt from an upright position
Intransitive
Örnekler
The flower nodded in the breeze, its stem bending slightly.
Çiçek, esintide eğildi, sapı hafifçe büküldü.
Nod
01
baş sallama, onay işareti
the action of moving the head up and down
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
nods
Örnekler
He gave a nod to show he was listening.
Baş sallama ile dinlediğini gösterdi.
02
saygı işareti, göz kırpma
a sign or gesture showing respect, recognition, or a small tribute to something
Örnekler
The movie is a nod to old 1920s comedies.
Film, 1920'lerin eski komedilerine bir saygı duruşu.



























