headline
Pronunciation
/ˈhɛdˌlaɪn/

"headline"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Headline
01

manşet

the large words in the upper part of a page of a newspaper, article, etc.
headline definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
headlines
Örnekler
The headline highlighted the economic crisis, urging readers to turn to the inside pages for detailed coverage.
Manşet, okuyucuları detaylı haberler için iç sayfalara yönlendirerek ekonomik krizi vurguladı.
to headline
01

asıl sanatçının yerine şarkı söylemek

to be the star performer in a concert or performance
Transitive
to headline definition and meaning
Örnekler
The new artist will headline the tour, marking a significant milestone in their career.
Yeni sanatçı, kariyerinde önemli bir dönüm noktası olarak turneye başrol oynayacak.
02

başlık atmak, manşet yapmak

to give a newspaper page or story a title
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
headline
3. tekil kişi
headlines
şimdiki zaman ortacı
headlining
basit geçmiş zaman
headlined
geçmiş zaman ortacı
headlined
Örnekler
The journalist was asked to headline her piece with a captivating title.
Gazeteciye, yazısına çarpıcı bir başlık atması istendi.
03

manşet yapmak, ön plana çıkarmak

to give something prominent and widespread publicity, as if it were a major news story
Örnekler
The celebrity 's latest movie headlined entertainment sections worldwide.
Ünlünün son filmi, dünya çapında eğlence bölümlerinde manşet oldu.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store