craze
craze
kreɪz
kreiz
cratecravecrapecrane

"craze"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Craze
01

geçici heves

a temporary enthusiasm or infatuation for a particular thing or activity 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
crazes
Örnekler
The hula hoop craze swept through schools in the 1950s, with kids everywhere wanting one. 

Hula hoop çılgınlığı 1950'lerde okulları sardı, her yerdeki çocuklar bir tane istiyordu.

02

çatlak ağı, kraklama

a thin network of fine cracks that form on the surface of a glaze, coating, or similar material 
Örnekler
The antique vase had a delicate craze on its porcelain surface, adding to its charm. 

Antik vazonun porselen yüzeyinde, çekiciliğine katkıda bulunan hassas bir çatlak ağı vardı.

03

çılgınlık, hezim

a state of extreme mental disturbance or turmoil 
Örnekler
In a sudden craze, he started shouting and throwing objects across the room. 

Ani bir çılgınlık nöbetiyle, bağırmaya ve odanın içine eşyalar fırlatmaya başladı.

to craze
01

çatlamak, kırışmak

to form thin cracks on a surface, like a glaze or coating 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
craze
3. tekil kişi
crazes
şimdiki zaman ortacı
crazing
basit geçmiş zaman
crazed
geçmiş zaman ortacı
crazed
Örnekler
Over time, the pottery began to craze due to changes in temperature and humidity. 

Zamanla, seramik sıcaklık ve nem değişiklikleri nedeniyle çatlamaya başladı.

02

çıldırtmak, delirtmek

to make someone go crazy or lose control of their mind 
Örnekler
The endless noise from the construction site seemed to craze him after weeks of no peace. 

İnşaat alanından gelen bitmek bilmeyen gürültü, haftalarca huzur bulamadıktan sonra onu çıldırtmış gibi görünüyordu.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store