Ara
to float around
[phrase form: float]
01
dolaşmak, havada dolaşmak
(of ideas, rumors, etc.) to be widely discussed or heard among people without a known or confirmed source
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
around
temel fiil
float
şimdiki zaman
float around
3. tekil kişi
floats around
şimdiki zaman ortacı
floating around
basit geçmiş zaman
floated around
geçmiş zaman ortacı
floated around
Örnekler
Gossip about their relationship problems was floating around the neighborhood, but nobody had concrete information.
İlişki problemleri hakkında dedikodular mahallede dolaşıyordu, ancak kimsenin somut bir bilgisi yoktu.
02
etrafta dolaşmak, bir yerlerde olmak
to exist in a space without a fixed or known location
Örnekler
I ca n't find my wallet, but it 's got to be floating around in one of my bags.
Cüzdanımı bulamıyorum, ama çantalarımdan birinde dolaşıyor olmalı.
03
etrafta süzülmek, amaçsızca dolaşmak
to move or drift aimlessly or freely
Örnekler
The colorful balloons floated around the room during the birthday party.
Renkli balonlar doğum günü partisi sırasında odanın etrafında süzülüyordu.



























