to sprinkle
sprin
ˈsprɪn
sprin
kle
kəl
kēl
twinklewrinklecrinklewinkle

"sprinkle"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to sprinkle
01

ıslatmak

to pour small amounts of something over a surface in a random manner 
Transitive: to sprinkle sth somewhere
to sprinkle definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
sprinkle
3. tekil kişi
sprinkles
şimdiki zaman ortacı
sprinkling
basit geçmiş zaman
sprinkled
geçmiş zaman ortacı
sprinkled
Örnekler
She sprinkled sugar over the freshly baked cookies, adding a touch of sweetness to each bite. 

Taze pişmiş kurabiyelerin üzerine şeker serpti, her lokmaya bir tatlılık dokunuşu ekledi.

02

serpmek, püskürtmek

to disperse a liquid in tiny droplets over a surface or into the air 
Transitive: to sprinkle a liquid over a surface
Örnekler
The baker sprinkled water over the dough to help it rise evenly. 

Fırıncı, hamurun eşit şekilde kabarmasına yardımcı olmak için üzerine su serpti.

03

serpmek, serpiştirmek

to apply a substance onto a surface 
Transitive: to sprinkle a surface with a substance
Örnekler
She sprinkled the sidewalk with sand to prevent slipping on the icy surface. 

Buzlu yüzeyde kaymayı önlemek için kaldırıma kum serpti.

04

çiselemek, hafifçe yağmak

to rain lightly; to fall in small drops or particles 
Intransitive
Örnekler
During the walk, the sky darkened and began to sprinkle, so we hurried back home. 

Yürüyüş sırasında, gökyüzü karardı ve çiselemeye başladı, bu yüzden eve hızlıca geri döndük.

Sprinkle
01

serpme, fışkırtma

the act of sprinkling or splashing water 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
sprinkles
02

bir serpinti, dağınık bir sağanak

a light shower that falls in some locations and not others nearby 
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store