Ara
to sprinkle
01
ıslatmak
to pour small amounts of something over a surface in a random manner
Transitive: to sprinkle sth somewhere
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
sprinkle
3. tekil kişi
sprinkles
şimdiki zaman ortacı
sprinkling
basit geçmiş zaman
sprinkled
geçmiş zaman ortacı
sprinkled
Örnekler
She sprinkled sugar over the freshly baked cookies, adding a touch of sweetness to each bite.
Taze pişmiş kurabiyelerin üzerine şeker serpti, her lokmaya bir tatlılık dokunuşu ekledi.
02
serpmek, püskürtmek
to disperse a liquid in tiny droplets over a surface or into the air
Transitive: to sprinkle a liquid over a surface
Örnekler
The baker sprinkled water over the dough to help it rise evenly.
Fırıncı, hamurun eşit şekilde kabarmasına yardımcı olmak için üzerine su serpti.
03
serpmek, serpiştirmek
to apply a substance onto a surface
Transitive: to sprinkle a surface with a substance
Örnekler
She sprinkled the sidewalk with sand to prevent slipping on the icy surface.
Buzlu yüzeyde kaymayı önlemek için kaldırıma kum serpti.
04
çiselemek, hafifçe yağmak
to rain lightly; to fall in small drops or particles
Intransitive
Örnekler
During the walk, the sky darkened and began to sprinkle, so we hurried back home.
Yürüyüş sırasında, gökyüzü karardı ve çiselemeye başladı, bu yüzden eve hızlıca geri döndük.
Sprinkle
01
serpme, fışkırtma
the act of sprinkling or splashing water
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
sprinkles
02
bir serpinti, dağınık bir sağanak
a light shower that falls in some locations and not others nearby
Leksikal Ağaç
sprinkler
sprinkling
sprinkle



























