Ara
torba
O, market alışverişlerini büyük bir çanta ile eve taşıdı.
hamak, asma yatak
Kampçılar, iki ağaç arasında bir hamak içinde rahatça uyudu.
kovma, işten çıkarma
Onun ani kovulması tüm meslektaşlarını şaşırttı.
yağma, talan
Şehrin yağmalanması yüzlerce kişiyi evsiz bıraktı.
düz elbise, torba elbise
Üniformasının üzerine basit bir çuval giymişti.
bol keseli ceket, sack
Elbisesinin üzerine dikilmiş bir sack giymişti.
şeri, Jerez şarabı
Meyhane, meze ile bir bardak sack servis etti.
çuval, torba
O, pazardan bir çuval patates aldı.
boşluk, oyuk
Duvarın arkasında gizli bir oyuk buldu.
çuval, hücum hattının arkasında quarterback'i devirerek yapılan kayıp
Savunma oyuncusu, maçın son dakikalarında çok önemli bir sack yaptı.
işten atmak
Yönetici, şirket politikalarını sürekli ihlal ettiği için çalışanı kovmak zorunda kaldı.
soyup soğana çevirmek
İstilacılar antik kenti yağmaladı, onu harabeye çevirdi.
çuvallamak, torbalama
Çiftçi patatesleri çuvalladı ve onları depoya koydu.



























