Ara
to lock out
[phrase form: lock]
01
dışarıda kilitlemek, girişi engellemek
to prevent someone from entering a place by securing the entrance with a lock
Örnekler
The parents locked out their teenage child who had disobeyed curfew.
Ebeveynler, yasak saati kurallarına uymayan ergen çocuklarını dışarıda bıraktılar.
02
kendini dışarıda bırakmak, içeride anahtarı unutup dışarıda kalmak
to unintentionally prevent oneself from entering a place, particularly by leaving the keys inside
Örnekler
The office worker locked themselves out of their office after leaving their keys in their desk drawer.
Ofis çalışanı, anahtarlarını masasının çekmecesinde bıraktıktan sonra kendini ofisinin dışında kilitledi.
03
kilitlemek, erişimi engellemek
to keep data secure by preventing unauthorized access
Örnekler
The firewall locked out the attacker from accessing the internal network.
Güvenlik duvarı, saldırganın iç ağa erişmesini engellemek için kilitledi.
04
dışlamak, işe almamak
to prevent one's employees from working until they accept new policies or conditions
Örnekler
The company locked out its employees in an attempt to force them to accept a new healthcare plan.
Şirket, çalışanlarını yeni bir sağlık planını kabul etmeye zorlamak için işten uzaklaştırdı.
05
dışlamak, erişimi engellemek
to exclude someone or something from participation or access
Örnekler
The company locked out its employees from participating in the decision-making process.
Şirket, çalışanlarını karar alma sürecine katılmaktan dışladı.



























