ruinrun-in
/ 27
ruinrun-in
ruin[v][n]

yıkmak • harabe

ruinous[adj]

yıkıcı,harap edici

ruinously[adv]

yıkıcı bir şekilde,harap edici derecede

rule[n][v]

kural • hükümet etmek

rule book[n]

kural kitabı

rule in[v]

dahil etmek,değerlendirmek

rule of thirds[phrase]

üçte bir kuralı

rule of thumb[phrase]

pratik kural

rule out[v]

izin vermemek

rule the roost[phrase]

borusu ötmek

ruled[adj]

yönetim yetkisine tabi,hükmedilen

ruler[n]

hükümdar

ruling[n][adj]

hüküm • yöneten,hükmeden

ruling pen[n]

çizgi kalemi,t cetveli uçlu kalem

rum[n][adj]

rami,rumi • alışılmadık,atipik

rum baba[n]

rom baba

rum ball[n]

romlu top

rumanian[n][adj]

Romence,Romanya dili • Rumen,Romanya

rumba[n][v]

rumba dansı • rumba yapmak

rumble[n][v]

gümbürtü,gürleme • gümbürdemek,uğuldamak

rumble on[v]

uzayıp gitmek,sürmek

rumble strip[n]

titreşim şeridi,uyarı şeridi

rumbling[adj][n]

gürültülü,derinden gelen • gümbürtü,uğultu

ruminant[n][adj]

geviş getiren hayvan • geviş getiren

ruminantia[n]

geviş getirenler,geviş getiren hayvanlar

ruminate[v]

uzun uzun düşünmek

rummage[v][n]

karıştırmak,didik didik aramak • karıştırma,didikleme

rummer[n]

şarap kadehi

rummikub[n]

okey oyunu

rummy[n][adj]

remi • tuhaf,olağandışı

rumor[n][v]

söylenti • söylenti yaymak,dedikodu yapmak

rump[n]

but

rump ranger[n]

kıç kaşifi,popo şövalyesi

rump steak[n]

rumstek

rumpus room[n]

oyun odası,eğlence odası

run[v][n]

koşmak • koşma

run a bath[phrase]
run a red light[phrase]
run a temperature[phrase]

ateşlenmek

run a tight ship[phrase]

sıkı yönetmek

run across[v]

rastlantmak,tesadüfen karşılaşmak

run afoul of[phrase]

kurallara uymamak

run after[v]

kovalamak

run against[v]

karşısında yarışmak,muhalefet etmek

run along[v]

boyunca gitmek

run amok[phrase]

cinnet halinde

run an errand[phrase]
run archery[n]

koşu okçuluğu,koşarak ok atma

run around[v]

etrafta koşuşturmak,oynamak

run around after[v]

peşinden koşmak,arkasından koşturmak

run away[v]

kaçmak

run away with[v]

kaçırmak,çalıp kaçmak

run batted in[n]

koşu getiren vuruş,vurucu koşu istatistiği

run before can walk[phrase]

hazır olmadan zor işe kalkışmak

run by[v]

bir fikri paylaşmak

run circles around[phrase]

birine fark atmak

run circles round[phrase]
run deep[phrase]

derinlere kök salmış olmak

run down[v][adj]

yorulmak • kuvvetten düşmek

run down to[v]

hızlıca uğramak,bir koşu yapmak

run dry[phrase]
run eye over[phrase]

göz atmak

run for[v]

adaylığını koymak

run hands[phrase]
run in[v]

gözaltına almak,tutuklamak

run interference[phrase]
run into[v]

ansızın karşı karşıya gelmek

run into the ground[phrase]
run it up[phrase]
run its course[phrase]

kendi seyrinde ilerlemek

run late[phrase]
run like the wind[phrase]

çok hızlı koşmak

run off[v]

kaçmak

run off at the mouth[phrase]

boş boş konuşmak

run off with[v]

kaçırmak,çalıp kaçmak

run on[v]

uzamak,duraklamadan devam etmek

run on empty[phrase]
run on fumes[phrase]
run out[v][n]

bitmek • koşarak oyun dışı kalmak,run out

run out of steam[phrase]

hevesi kaçmak

run out of time[phrase]

zamanı tükenmek

run out on[v]

terk etmek,bırakıp gitmek

run over[v]

çarpıp üstünden geçmek

run past[v]

sunmak,paylaşmak

run rings around[phrase]
run roughshod over[phrase]

başkalarını ezip geçmek

run the fade[phrase]
run the risk of[phrase]

bir şey riskiyle karşı karşıya kalmak

run the show[phrase]
run through[v]

geçmek,dolanmak

run through treacle[phrase]

zorla ilerlemek

run to[v]

ulaşmak,varmak

run to ground[phrase]

izini bulmak

run up[v]

biriktirmek,toplamak

run up against[v]

bir güçlükle karşılaşmak

run up on[v]

üzerine gelmek,aniden ve saldırgan bir şekilde karşılaşmak

run wild[phrase]
run with[v]

kabul edip kullanmaya başlamak,benimseyip uygulamak

run with the hare and hunt with the hounds[phrase]

iki tarafa da oynamak

run-in[n]

atışma

LanGeek
Uygulamayı İndir