d'accorddéconnecter
d'accorddéconnecter
d'accord[adv]

anlaşma içinde,kabul

d'ailleurs[adv]

ayrıca,üstelik

d'après[prep]
dactylographe[n]

daktilograf,daktilo yazan kişi

daf[n]

daf,büyük kasnaklı, metal ziller veya halkalarla donatılmış el davulu

daigner[v]
daim[n]

süet,süet deri

dalle[n]
dalmatien[n]

dalmaçyalı,dalmaçya köpeği

dames[n]

dama,dama oyunu

damier[n]

dama tahtası,satranç tahtası

danemark[n]
danger[n]

tehlike,risk

dangereux[adj]

tehlikeli,riskli

danois[adj][n]
dans[prep]

içinde

dans le tuyau[phrase]
danse[n]

dans,oyun

danser[v]

dans etmek

danseur[n]

dansçı,dansöz

danseur principal[n]

baş dansçı,solist dansçı

dard[n]

iğne,diken

datation[n]
date[n]

tarih,gün

date de naissance[n]

doğum tarihi,doğum günü tarihi

date de péremption[n]

son kullanma tarihi,tüketim tarihi

dater[v]

tarihlemek,tarihlenmek

datte[n]

hurma,hurma

dauphin[n]

yunus,yunus balığı

davantage[adv]
de[det][prep]

biraz • in

[n]

zar,oyun zarı

de tout premier plan[phrase]
de toute évidence[phrase]
déambulateur[n]

yürüteç,yürüme destek aracı

déambuler[v]
débâcle[n]
déballage[n]
débarquer[v]

boşaltmak, indirmek

débat[n]

tartışma,münazara

débattre[v]

tartışmak,münakaşa etmek

débiteur[adj]

borçlu,alacaklı olmayan

débloquer[v]

serbest bırakmak,açmak

débogage[n]
déboires[n]
déboisement[n]
déboîter[v]

çıkarmak,yerinden çıkarmak

déborder[v]

taşmak,taşırıp dökülmek

débouché[n]
déboucher[v]

mantarını çıkarmak,açmak

débouler[v]
debout[adv]

ayakta,dik

débouter[v]
déboutonner[v]

düğmelerini açmak,düğmelerini çözmek

débrancher[v]

fişini çekmek,bağlantısını kesmek

débrouillard[adj]

becerikli,çare bulucu

débrouiller[v]

çözmek,düğümünü çözmek

débutant[n][adj]

acemi,yeni başlayan • acemi,yeni başlayan

débuter[v]
décadence[n]

çöküş,gerileme

décagone[n]

ongen,on kenarlı çokgen

décalage[n]

saat farkı,zaman farkı

décaper[v]
décapeur thermique[n]

ısı tabancası,termal tabanca

décéder[v]

vefat etmek,ölmek

décembre[n]

aralık,aralık ayı

décennie[n]
décentralisation[n]
déception[n]

hayal kırıklığı,düş kırıklığı

décerner[v]

vermek,takdim etmek

décès[n]

ölüm,vefat

décevant[adj]

hayal kırıklığına uğratan,düş kırıklığı yaratan

décevoir[v]

hayal kırıklığına uğratmak,hayalini boşa çıkarmak

décharge[n]
décharger[v]

boşaltmak,indirmek

déchéance[n]
déchet[n]

atık,artık

déchets[n]

atık,çöp

déchetterie[n]

geri dönüşüm merkezi,atık toplama merkezi

déchiffrer[v]

çözmek,deşifre etmek

déchiqueter[v]

parçalamak,yırtmak

déchiré[adj]

yırtık,parçalanmış

déchirer[v]

yırtmak,parçalamak

décider[v]

karar vermek,belirlemek

décision[n]

karar,hüküm

déclaration[n]

beyan,bildiri

déclarer[v]

beyan etmek,resmen açıklamak

déclencher[v]
déclencheur[n]
déclin[n]

düşüş,gerileme

décliner[v]

azalmak,zayıflamak

décoiffer[v]

saçını dağıtmak,saçını bozmak

décoller[v]

havalanmak,kalkmak

décolleté[n]

dekolte,yaka açıklığı

décomposer[v]
déconcentrer[v]

dikkatini dağıtmak,konsantrasyonunu bozmak

déconcertant[adj]

şaşırtıcı,rahatsız edici

déconcerter[v]

şaşırtmak,tedirgin etmek

décongeler[v]
déconnecter[v]

bağlantıyı kesmek,ayırmak

LanGeek
Uygulamayı İndir