démentdésapprouver
démentdésapprouver
dément[n][adj]

deli,çılgın

démentir[v]

yalanlamak,inkâr etmek

demeure[n]

konut,ikametgah

demeurer[v]

yaşamak,ikamet etmek

demi[adj][n]

yarım,yarı • yarım,buçuk

demi-cercle[n]

yarım daire,yarım çember

demi-frère[n]

üvey erkek kardeş,yarı kardeş

démission[n]

istifa,çekilme

démissionner[v]

istifa etmek,çekilmek

démo[n]

demo,taslak kayıt

démobilisation[n]
démocratie[n]

demokrasi,halk yönetimi

démocratique[adj]
démodé[adj]

modası geçmiş,demode

démolir[v]

yıkmak,yok etmek

démolition[n]

yıkım,yıkma

démon[n]

şeytan,cin

démonstration[n]
démontrer[v]
démoraliser[v]

moralini bozmak,cesaretini kırmak

démuni[adj]
dénicher[v]
déniveler[v]
dénommer[v]
dénoncer[v]

ihbar etmek,bildirmek

dénouement[n]

sonuç,final

dénouer[v]

çözmek,açmak

densément[adv]
densité[n]
dent[n]

diş,diş parçası

dent de lait[n]

süt dişi,geçici diş

dent de sagesse[n]

yirmilik diş,akıl dişi

dentelle[n]

dantel,oya

dentifrice[n]

diş macunu,diş pastası

dentiste[n]

diş hekimi,dişçi

dentisterie[n]

diş hekimliği,odontoloji

dentition[n]

diş çıkarma,dişlenme

dénué[adj]

yoksun,mahrum

déodorant[n]

deodorant,ter kokusu önleyici

dépannage[n]
dépanner[v]
départ[n]

ayrılış

département[n]
dépasser[v]

aşmak,geçmek

dépaysement[n]

çevre değişikliği,ortam değişimi

dépêche[n]

telgraf,haber bülteni

dépêcher[v]

hızlıca göndermek,sevk etmek

dépendance[n]

bağımlılık,bağlılık

dépendant[adj]

bağımlı,muhtaç

dépendre[v]
dépense[n]

masraf,harcama

dépenser[v]

harcamak,para harcamak

dépensier[adj]

savurgan,müsrif

dépistage[n]

tarama,erken teşhis

dépité[adj]

üzgün,hayal kırıklığına uğramış

déplacement[n]

yer değiştirme,hareket

déplaire[v]

hoşlanmamak,beğenmemek

dépliant[n]

broşür,katlanmış broşür

déploiement[n]
déplorable[adj]
déployer[v]
déposer[v]

koymak,yerleştirmek

déposition[n]
dépôt[n]

depo,ambar

dépourvu[adj]

yoksun,mahrum

dépoussiérage[n]
dépoussiérer[v]

tozu almak,temizlemek

dépressif[adj]
dépression[n]

depresyon,ruhsal çöküntü

déprime[n]

moral bozukluğu,geçici depresyon

déprimé[adj]

depresif,mutsuz

déprimer[v]
depuis[prep][adv]

beri • beri,bu yana

député[n]

milletvekili,temsilci

déraciner[v]
dérailler[v]

raydan çıkmak,normdan sapmak

dérangé[adj]

deli,akli dengesi bozuk

dérangement[n]

aksama,bozulma

déranger[v]
déraper[v]

kaymak,patinaj yapmak

dérision[n]

alay,dalga geçme

dérivé[adj][n]
dernier[adj]
dernière minute[n]

son dakika,son dakika haberi

dérobé[adj]
déroulement[n]
dérouler[v]

gerçekleşmek,meydana gelmek

dérouler le tapis rouge[phrase]
déroutant[adj]

şaşırtıcı,kafa karıştırıcı

dérouter[v]

yönünü değiştirmek,rotasını değiştirmek

derrière[prep][n][adv]

arkasında,gerisinde • kalça,popo • arkada,geride

des[det]

bazı,birkaç

dès que[conj]
désabonner[v]

birinin aboneliğini iptal etmek,birini abonelikten çıkarmak

désaccord[n]

anlaşmazlık,uyuşmazlık

désagréable[adj]

hoş olmayan,kaba

désagrément[n]
désaltérer[v]

susuzluğu gidermek,susuzluğu dindirmek

désappointer[v]

hayal kırıklığına uğratmak,hayal kırıklığı yaratmak

désapprouver[v]

onaylamamak,beğenmemek

LanGeek
Uygulamayı İndir