déraper
01
kaymak, patinaj yapmak
glisser de manière incontrôlée
Örnekler
Le coureur a dérapé sur la ligne d' arrivée.
Koşucu bitiş çizgisinde kaydı.
02
kaosa doğru kaymak, başarısızlığa doğru sürüklenmek
dérapage progressif vers le chaos ou l'échec
Örnekler
Le budget du projet risque de déraper.
Proje bütçesi kontrolden çıkma riski taşıyor.



























