désarmementdiadème
désarmementdiadème
désarmement[n]
désarroi[n]
désastre[n]

felaket,yıkım

désaveu[n]
descendance[n]

nesil,soy

descendre[v]

aşağı inmek,inmek

descente[n]
description[n]

tanım,betimleme

désenchantement[n]

hayal kırıklığı,umutsuzluk

déséquilibré[adj]
désert[n][adj]

çöl,kurak arazi • terk edilmiş,insansız

désertification[n]

çölleşme,çölleşme süreci

désertique[adj]

çöl,çöl gibi

désespéré[adj]

umutsuz,çaresiz

désespérer[v]

umutsuzluğa kapılmak,ümitsizliğe düşmek

désespoir[n]

umutsuzluk,çaresizlik

déshabiller[v]

soyunmak,giysilerini çıkarmak

désherber[v]

yabani otları temizlemek,ot ayıklamak

déshydratation[n]

dehidrasyon,susuzluk

design[n]

tasarım,dizayn

designer[n][v]

tasarımcı,dizayner

désillusion[n]
désinfecter[v]

dezenfekte etmek,mikroplardan arındırmak

désinfection[n]
désinformation[n]
désintégration[n]
désintéresser[v]
désinvolte[adj]

kayıtsız,rahat

désir[n]

arzu,istek

désirer[v]
désolé[adj]

kalbi kırık,perişan

désoler[v]

üzüntü vermek,kederlendirmek

désordonné[adj]

dağınık,düzensiz

désordre[n]

düzensizlik,karmaşa

désormais[adv]

bundan sonra,artık

désosser[v]

kemiklerini çıkarmak,kemiğini ayırmak

desserrer[v]

gevşetmek,sökmek

dessert[n]

tatlı,desert

dessin[n]

çizim,resim

dessin animé[n]

çizgi film,animasyon filmi

dessin humoristique[n]

mizahi çizim,karikatür

dessiner[v]

çizmek,resim yapmak

déstabiliser[v]
destinataire[n]

alıcı,muhatap

destination[n]

varış noktası,gidilecek yer

destiner[v]

adamak,niyet etmek

destrier[n]

savaş atı,şövalye atı

destruction[n]

yıkım,tahrip

désuet[adj]
désunion[n]

birlikten yoksunluk,ayrılık

détachant[n]

leke çıkarıcı,leke sökücü

détacher[v]

çözmek,açmak

détail[n]

ayrıntı,detay

détaillé[adj]
détartrer[v]
détecter[v]
détecteur de fumée[n]

duman dedektörü,duman algılayıcı

détendre[v]

rahatlatmak,sakinleştirmek

détendu[adj]

rahatlamış,sakin

détenir[v]

tutmak,elinde bulundurmak

détente[n]
détention[n]
détenu[adj]

tutuklu,mahkûm

détergent[n]
détérioration[n]

bozulma,kötüleşme

détérioré[adj]
détériorer[v]

bozmak,hasar vermek

détermination[n]

kararlılık,azim

déterminé[adj]

belirlenmiş,sabitlenmiş

déterrer[v]
détester[v]

nefret etmek,tiksinmek

détour[n]
détournement[n]

saptırma,yön değiştirme

détourner[v]

saptırmak,yönlendirmek

détracteur[n]
détresse[n]

sıkıntı,ızdırap

détruire[v]

yok etmek,tahrip etmek

détruit[adj]

yıkılmış,harap olmuş

dette[n]

borç,yükümlülük

deuil[n]

yas,matem

deux fois[adv]
deuxième[adj]

ikinci

devant[prep][adv][n]

önünde,karşısında • önde,ileride • ön,ön kısım

dévastateur[adj]
dévaster[v]

tahrip etmek,yıkmak

développement[n]

gelişme,ilerleme

développer[v]

geliştirmek,genişletmek

devenir[v][n]
dévêtu[adj]

çıplak,giysisiz

dévier[v]
deviner[v]

tahmin etmek,kestirmek

devise[n]

slogan,motto

dévisser[v]

vidaları sökmek,açmak

dévoiler[v]

açığa çıkarmak,ifşa etmek

devoir[n][v]

ödev,ev ödevi • zorunda olmak,mecbur olmak

dévorer[v]

yutmak,oburca yemek

dévoué[adj]

adanmış,ithaf edilmiş

dézipper[v]

fermuarı açmak,çekme fermuarını açmak

diabète[n]
diadème[n]

taç,tiara

LanGeek
Uygulamayı İndir