divadrôle
divadrôle
diva[n]

diva,opera sanatçısı

diverger[v]

ayrılmak,uzaklaşmak

diversifier[v]

çeşitlendirmek,farklılaştırmak

diversité[n]

çeşitlilik,farklılık

divertir[v]

eğlenmek

divertissement[n]

eğlence,gösteri

divination[n]

kehanet,falcılık

divinité[n]
diviser[v]

bölmek,paylaştırmak

division[n]

bölme,bölüm

divorce[n]

boşanma,nikâhın feshi

divorcé[adj]

boşanmış,yasal olarak ayrılmış

divorcer[v]
divulguer[v]

açıklamak,ifşa etmek

dix-huitième[adj]

onsekizinci,onsekizinci

dix-neuvième[adj]

on dokuzuncu

dix-septième[adj]

on yedinci,yedinci on

dixième[n]

onda bir,onuncu

dizaine[n]

onluk

djing[n]
do[n]

do,do notası

doctement[adv]
docteur[n]

doktor,hekim

doctorat[n]

doktora,doktora derecesi

doctrine[n]

doktrin,öğreti

document[n]

belge,doküman

documentaire[n]

belgesel,belgesel film

dodécagone[n]

onikigen,on iki kenarlı çokgen

dodgeball[n]

yakar top,dodgeball

dodu[adj]

tombul,dolgun

dogme[n]
dogue[n][adj]

mastif,bekçi köpeği • mastif gibi,güçlü

doigt[n]

parmak,dijit

domaine[n]

alan,saha

dôme[n]

kubbe,kubbeli çatı

domestique[n][adj]

hizmetçi,uşak • evcil,evle ilgili

domestiqué[adj]

evcilleştirilmiş,evcil

domestiquer[v]

evcilleştirmek,ehlileştirmek

domicile[n]
dominos[n]

domino,domino oyunu

dommage[n]

hasar,zarar

don[n]

bağış,hediye

données[n]

veri,bilgi

donner[v]

vermek,hediye etmek

donner le feu vert[phrase]
donner libre cours à ses émotions[phrase]
donneur[n]

bağışçı,verici

dont[pron]
donut[n]

çörek,donut

dopage[n]

doping,uyuşturucu kullanımı

doper[v]

uyuşturucu vermek,performans artırıcı madde kullanmak

dorade[n]

çipura,altınbaş kefal

doré[adj]

altın rengi,altın gibi

dorénavant[adv]
dorer[v]

altın kaplamak,yaldızlamak

dormir[v]

uyumak

dos[n]

sırt,arka

dos nu[adj]

sırtı açık,arkası açık

dossier[n]

dosya,klasör

doter[v]

çeyiz vermek,drahoma vermek

douane[n]

gümrük,gümrük hizmeti

douanier[n][adj]
doublage[n]

dublaj,seslendirme

doublé[adj]

dublajlı,dublaj yapılmış

double paire[n]

çift çift,iki çift

doubler[v]

geçmek,sollamak

doubleur[n]

seslendirme sanatçısı,dublaj sanatçısı

doublure[n]

astar,kaplama

douce[n]

tatlım,sevgilim

doucement[adv]

yavaşça,sakin bir şekilde

douche[n]

duş,banyo

doucher[v]

duş almak,yıkanmak

doudoune[n]

kuş tüyü ceket,tüylü mont

doué[adj]

yetenekli,kabiliyetli

douillet[adj]

rahat,konforlu

douleur[n]

ağrı,acı

douloureuse[n]

fatura,hesap

douloureux[adj]

acı verici,ağrılı

doute[n]

şüphe,kuşku

douter[v]

şüphe etmek,kuşkulanmak

doux[adj]

tatlı,hafif

douzième[adj]

on ikinci,onikinci

dragon[n]

ejderha,ateş püsküren yaratık

draguer[v]

taramak,dip taramak

drainage[n]
drainer[v]
dramatique[adj]
dramaturge[n]
drame[n]
drap[n]

çarşaf,yatak örtüsü

drapeau[n]

bayrak,sancak

dressage[n]
dresser[v]
dressing[n]

giyinme odası,gardırop

drogue[n]

uyuşturucu,narkotik

droit[n][adj][adv]

hak,yetki • düz,doğru • doğruca,dümdüz

droite[n][adj]

sağ,sağ taraf • sağcı,muhafazakâr

droits[n]

telif hakkı,telif hakları

droits d'auteur[n]

telif hakkı,telif

drôle[adj]

komik,eğlenceli

LanGeek
Uygulamayı İndir