Ara
doter
01
donatmak, teçhiz etmek
équiper ou fournir des outils ou des ressources matérielles
Örnekler
La bibliothèque sera dotée de milliers de livres numériques.
Kütüphane binlerce dijital kitap ile donatılacak.
02
çeyiz vermek, drahoma vermek
donner une dot à une future mariée
old use
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
yardımcı fiil
avoir
1. tekil kişi
dote
1. çoğul kişi
dotons
gelecek zamanda 1. kişi
doterai
şimdiki zaman ortacı
dotant
geçmiş zaman ortacı
doté
imperfekt zamanda 1. çoğul kişi
dotions
Örnekler
Ils ont refusé de la doter, ce qui a causé un scandale.
Onu çeyizlemeyi reddettiler, bu da bir skandala neden oldu.
03
donatmak, donanımlı kılmak
donner des qualités, des ressources ou des avantages
Örnekler
Elle est dotée d' une patience incroyable.
O, inanılmaz bir sabırla donatılmıştır.



























