Ara
golden
Örnekler
The old book had golden edges, giving it an antique look.
Eski kitabın altın kenarları vardı, bu da ona antik bir görünüm veriyordu.
02
altın, altın çağ
describing a time or period marked by wealth, success, and flourishing conditions
Örnekler
The golden period of the economy saw unprecedented growth and opportunity for many businesses.
Ekonominin altın dönemi, birçok işletme için benzeri görülmemiş bir büyüme ve fırsat gördü.
Örnekler
The trophy was plated with golden trim, giving it an elegant and prestigious look.
Kupa, şık ve prestijli bir görünüm veren altın kaplamalı bir kenarlıkla kaplanmıştı.
04
altın, olağanüstü
exceptionally pleasing or excellent
Örnekler
The team 's golden achievement was celebrated with great enthusiasm and pride.
Takımın altın başarısı büyük bir coşku ve gururla kutlandı.
05
altın, altın değerinde
indicating that something is expected to lead to favorable results or success
Örnekler
The unexpected offer was a golden break, likely to lead to excellent prospects.
Beklenmedik teklif, muhtemelen mükemmel beklentilere yol açacak altın bir fırsattı.
06
altın, büyüleyici
referring to a voice that is exceptionally melodious, clear, and pleasant, often admired for its quality and charm
Örnekler
His golden voice was a key factor in his success as a radio host.
Onun altın sesi, bir radyo sunucusu olarak başarısında kilit bir faktördü.
Örnekler
The school ’s golden girl excelled in academics and athletics, earning admiration from teachers and peers.
Okulun altın kızı akademik ve atletizmde mükemmeldi, öğretmenlerin ve akranlarının hayranlığını kazandı.



























