Ara
to fixate
01
sabitlemek, bakışlarını odaklamak
to focus or concentrate one's gaze on something or someone
Transitive: to fixate one's gaze on a specific point
Intransitive: to fixate on a specific point
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
fixate
3. tekil kişi
fixates
şimdiki zaman ortacı
fixating
basit geçmiş zaman
fixated
geçmiş zaman ortacı
fixated
Örnekler
The scientist asked the participant to fixate on the cross on the screen
Bilim insanı, katılımcıdan ekrandaki çarpıya odaklanmasını istedi.
02
sabitmek, takıntı yapmak
to excessively focus on one thing, to the point of obsession, making it difficult to think about other things
Intransitive: to fixate on sth
Örnekler
Some individuals fixate on past mistakes, unable to move forward.
Bazı insanlar geçmiş hatalara takıntı yapar, ilerleyemez.
03
takıntı yapmak, sabitlenmek
to become overly focused or obsessed with someone, often in an unhealthy way
Intransitive: to fixate on sb
Örnekler
He began to fixate on his colleague, constantly thinking about her during the day.
Meslektaşına takıntı yapmaya başladı, gün boyunca sürekli onu düşünüyordu.
Leksikal Ağaç
fixation
fixate
fix



























