Ara
to entitle
01
hak vermek
to give someone the legal right to have or do something particular
Ditransitive: to entitle sb to a right or privilege | to entitle sb to do sth
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
entitle
3. tekil kişi
entitles
şimdiki zaman ortacı
entitling
basit geçmiş zaman
entitled
geçmiş zaman ortacı
entitled
Örnekler
The successful completion of the training program will entitle employees to receive a certification.
Eğitim programının başarıyla tamamlanması, çalışanların bir sertifika almasını hak kazandıracaktır.
02
isim vermek, başlık koymak
to give a title to something, such as a book, movie, piece of art, etc.
Transitive: to entitle a work of art or literature
Complex Transitive: to entitle a work of art or literature sth
Örnekler
The author decided to entitle her autobiography "Journey of Reflection."
Yazar, otobiyografisine «Yansıma Yolculuğu» adını vermeye karar verdi.
03
unvan vermek, başlıklandırmak
to give someone a particular title that signifies their rank or character
Complex Transitive: to entitle sb sth
Örnekler
The renowned scientist was entitled "Fellow of the Royal Society" for their groundbreaking research
Ünlü bilim insanı, çığır açan araştırmaları nedeniyle "Royal Society Üyesi" olarak adlandırıldı.
Leksikal Ağaç
entitlement
entitle
title



























