Ara
wrong
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most wrong
karşılaştırma derecesi
more wrong
derecelendirilebilir
Örnekler
He followed the wrong directions and got lost.
Yanlış yönleri takip etti ve kayboldu.
02
yanlış
against the law or morality
Örnekler
Lying to someone is wrong because it breaches trust and honesty.
Birine yalan söylemek yanlış çünkü güven ve dürüstlüğü ihlal eder.
Örnekler
It was wrong not to thank your host after the dinner party.
Akşam yemeğinden sonra ev sahibinize teşekkür etmemek yanlıştı.
Örnekler
Something seems wrong with the fridge because it is leaking water.
Buzdolabında bir şeyler yanlış gibi çünkü su sızıntısı yapıyor.
05
yanlış, hatalı
deviating from what is correct or expected
Örnekler
He drove on the wrong side of the road and caused a traffic jam.
Yolun yanlış tarafında sürdü ve bir trafik sıkışıklığına neden oldu.
06
ters, ters yüz
referring to the side of fabric or clothing that is intended to be hidden or face inward when worn
Örnekler
He noticed his sweater was on the wrong side out after leaving the house.
Evden çıktıktan sonra kazağının ters olduğunu fark etti.
to wrong
01
haksızlık etmek, yanlış yapmak
to treat someone unfairly or unjustly
Transitive: to wrong sb
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
wrong
3. tekil kişi
wrongs
şimdiki zaman ortacı
wronging
basit geçmiş zaman
wronged
geçmiş zaman ortacı
wronged
Örnekler
He wronged his friend by spreading false rumors about him.
Arkadaşı hakkında yalan söylentiler yayarak ona haksızlık etti.
wrong
01
yanlış bir şekilde
in a manner that is incorrect or mistaken
dil bilgisi bilgileri
Örnekler
The calculation was done wrong, producing an incorrect result.
Hesaplama yanlış yapıldı ve yanlış bir sonuç üretti.
Wrong
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılamaz
çoğul biçim
wrongs
Örnekler
He feels immense guilt for the wrong he did in the past.
Geçmişte yaptığı yanlış için büyük bir suçluluk hissediyor.
Örnekler
The court sought to correct the wrongs committed against the victims.
Mahkeme, mağdurlara karşı işlenen haksızlıkları düzeltmeye çalıştı.
Leksikal Ağaç
wrongly
wrongness
wrong



























