Ara
to twinkle
01
parıldamak, pırıldamak
to emit a flickering or intermittent light, often creating a shimmering or sparkling effect
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
twinkle
3. tekil kişi
twinkles
şimdiki zaman ortacı
twinkling
basit geçmiş zaman
twinkled
geçmiş zaman ortacı
twinkled
Örnekler
The fireflies twinkle in the garden, creating a magical atmosphere.
Ateş böcekleri bahçede parıldar, büyülü bir atmosfer yaratır.
02
parıldamak, pırıldamak
to shine with a flickering or sparkling light
Örnekler
The water in the fountain seemed to twinkle under the sunlight.
Çeşmedeki su güneş ışığı altında parıldıyor gibi görünüyordu.
Twinkle
01
parıltı, ışıltı
a happy or playful sparkle in someone's eyes
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
twinkles
Örnekler
The child 's twinkle showed her excitement.
Çocuğun gözlerindeki parıltı heyecanını gösteriyordu.
02
parıltı, ışıltı
a rapid change in brightness; a brief spark or flash



























