Ara
Savory
01
kanape
a small piece of food with a salty taste, that is often served at parties, etc.
Örnekler
At the brunch, the guests enjoyed a mix of sweet pastries and a platter of assorted savories.
Brunch'ta, misafirler tatlı hamur işleri ve bir tabak çeşitli tuzlu atıştırmalıkların karışımının tadını çıkardı.
02
geyik otu
a herb known for its aromatic and peppery flavor, often used in culinary dishes
Örnekler
She added a pinch of dried savory to the stew for an extra burst of flavor.
O, ekstra bir lezzet patlaması için güvece bir tutam kurutulmuş kekik ekledi.
savory
01
iştah açıcı, lezzetli
pleasing or agreeable to the sense of taste
Örnekler
His favorite dish was a savory quiche, loaded with cheese, ham, and spinach.
En sevdiği yemek, peynir, jambon ve ıspanakla dolu lezzetli bir kiş idi.
02
tuzlu ve baharatlı
(of food) salty or spicy rather than sweet
Örnekler
She cooked up a savory stir-fry with a variety of vegetables and tofu.
O, çeşitli sebzeler ve tofu ile lezzetli bir tavada kızartma yaptı.
Örnekler
The business is known for its savory dealings and transparency.
İşletme, saygın işlemleri ve şeffaflığı ile tanınır.
04
lezzetli, tatmin edici
particularly satisfying or enjoyable
Örnekler
Winning the award was a savory experience, validating all the effort he had put in.
Ödülü kazanmak, harcadığı tüm çabayı doğrulayan lezzetli bir deneyimdi.



























