Ara
to radiate
01
yaymak, ışın yaymak
to emit or spread energy through rays or waves
Transitive: to radiate energy
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
radiate
3. tekil kişi
radiates
şimdiki zaman ortacı
radiating
basit geçmiş zaman
radiated
geçmiş zaman ortacı
radiated
Örnekler
The sun radiated warmth, bathing the earth in its golden rays.
Güneş, sıcaklık yaydı, dünyayı altın ışınlarıyla yıkadı.
02
yayılmak, ışımak
to move or expand from or towards a central point
Intransitive: to radiate to a direction
Örnekler
The cracks radiated from the impact point, spreading across the windshield of the car.
Çatlaklar, etki noktasından yayılarak arabanın ön camına yayıldı.
03
çeşitlenmek, yayılmak
(of species) to diversify or spread out from a common ancestor
Intransitive
Örnekler
The finch population radiated into multiple species with different beak shapes and sizes.
İspinoz popülasyonu, farklı gaga şekilleri ve boyutlarına sahip çeşitli türlere yayıldı.
04
yaymak, saçmak
to manifest a feeling or quality through one's appearance or demeanor
Transitive: to radiate a feeling or quality
Örnekler
The bride walked down the aisle, radiating beauty and happiness on her wedding day.
Gelin, düğün gününde güzellik ve mutluluk saçarak koridorda yürüdü.
05
ışın yaymak
extend or spread outward from a center or focus or inward towards a center
Intransitive
radiate
01
ışınlı, ışınsı
having rays or ray-like parts as in the flower heads of daisies
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
niteliksel
üstünlük derecesi
most radiate
karşılaştırma derecesi
more radiate
derecelendirilebilir
02
ışınsal, merkezden yayılan
arranged like rays or radii; radiating from a common center
Leksikal Ağaç
irradiate
radiating
radiation
radiate
radi



























