Ara
Pall
01
perde, örtü
a hanging piece of cloth used as a covering or screen, especially for a window or doorway
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
palls
Örnekler
Heavy palls blocked the sunlight from entering the old room.
Ağır perdeler güneş ışığının eski odaya girmesini engelliyordu.
02
kefen
a cloth used to cover a coffin or the body of a deceased person
Örnekler
The coffin was covered with a black pall during the funeral.
Tabut, cenaze sırasında siyah bir örtü ile kaplanmıştı.
03
ağır bir atmosfer, kasvetli bir hava
a heavy, gloomy, or oppressive atmosphere
Örnekler
A pall of silence fell over the crowd after the announcement.
Duyurudan sonra kalabalığın üzerine bir kasvet sessizliği çöktü.
to pall
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
durum fiili
düzenli
şimdiki zaman
pall
3. tekil kişi
palls
şimdiki zaman ortacı
palling
basit geçmiş zaman
palled
geçmiş zaman ortacı
palled
Örnekler
The novelty of city life soon palled on him.
Şehir hayatının yeniliği kısa sürede onun için sıkıcı hale geldi.
02
sarmak, karartmak
to envelop in gloom, silence, or obscurity
Örnekler
A thick fog palled the harbor, muting all color and sound.
Kalın bir sis limanı kapladı, tüm renkleri ve sesleri susturdu.
03
söndürmek, donuklaştırmak
to make something dull, flat, or less lively
Örnekler
The endless repetition palls the excitement of the performance.
Sonsuz tekrar, performansın heyecanını söndürür.
04
örtülü, örtmek
to cover with a cloth used to cover a coffin
Örnekler
The coffin was palled with a flag during the ceremony.
Tören sırasında tabut bir bayrakla örtüldü.
05
cesaretini kırmak, moralini bozmak
to make someone lose courage or confidence
Örnekler
The failure did not pall his determination to try again.
Başarısızlık, tekrar deneme kararlılığını azaltmadı.



























