Ara
available
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most available
karşılaştırma derecesi
more available
derecelendirilebilir
Örnekler
Is there a table available for dinner reservations tonight?
Bu akşam için rezervasyon yapılabilecek bir masa mevcut mu?
Örnekler
I tried calling my friend, but she wasn't available to take my call.
Arkadaşımı aramayı denedim, ama telefonuma cevap vermek için müsait değildi.
02
müsait, serbest
(of a person) not currently in a romantic relationship or otherwise committed to someone else
Örnekler
She asked if he was available before considering asking him out.
Ona, onu dışarı çıkmaya davet etmeyi düşünmeden önce müsait olup olmadığını sordu.
03
mevcut, uygun
convenient or suitable for use, allocation, or disposal
Örnekler
Funds are available for new projects.
Yeni projeler için fonlar mevcuttur.
Leksikal Ağaç
availability
availableness
unavailable
available
avail



























