Ara
massive
Örnekler
The iceberg floating in the Arctic Ocean was massive, stretching for miles in every direction.
Kuzey Buz Denizi'nde yüzen buzdağı devasaydı, her yöne milerce uzanıyordu.
02
yekpare, monolitik
composed entirely of one material or substance, without any mixture or layers
Örnekler
The artist sculpted a massive piece of granite into a beautiful figure.
Sanatçı, devasa bir granit parçasını güzel bir figüre dönüştürdü.
03
devasa, muazzam
exceptionally large or extensive in scope, degree, or impact
Örnekler
His contribution to the research was massive, significantly advancing the field.
Araştırmaya katkısı büyük oldu ve alanı önemli ölçüde ilerletti.
04
muazzam, etkileyici
extremely good or impressive in quality, degree, or scope
Örnekler
Her performance in the play was massive, earning rave reviews from critics.
Oyundaki performansı muazzamdı, eleştirmenlerden övgü dolu yorumlar aldı.
Leksikal Ağaç
massively
massiveness
massive
mass



























