Ara
to keep back
[phrase form: keep]
01
tutmak, bastırmak
to prevent a feeling, emotion, or reaction from being expressed or displayed
Örnekler
The movie's emotional ending was so powerful that it was impossible to keep the tears back.
Filmin duygusal sonu o kadar güçlüydü ki gözyaşlarını tutmak imkansızdı.
02
geri tutmak, saklamak
to withhold or refuse to reveal information to someone
Örnekler
The teacher did n't want to keep the truth back from the students any longer.
Öğretmen, gerçeği öğrencilerden daha fazla gizlemek istemedi.
03
ayırmak, bir kenara koymak
to set aside a portion of something for a specific purpose, often for personal use or future needs
Örnekler
The coach advised athletes to keep back some energy for the final sprint.
Koç, sporculara son sprint için biraz enerji saklamalarını tavsiye etti.
04
uzak durmak, mesafeyi korumak
to maintain a distance from someone or something, usually for safety reasons
Örnekler
During the pandemic, it 's important to keep back from crowded places.
Pandemi sırasında kalabalık yerlerden uzak durmak önemlidir.
05
uzak tutmak, yaklaşmasını engellemek
to prevent someone from getting too close to another person or thing
Örnekler
Barricades were erected to keep the crowds back at the event.
Etkinlikte kalabalıkları uzak tutmak için barikatlar kuruldu.
06
sınıfta bırakmak, tekrarlatmak
to require a student to repeat a grade or year at school due to poor academic performance
Örnekler
Teachers and parents discussed the possibility of keeping certain students back for additional academic help.
Öğretmenler ve ebeveynler, bazı öğrencileri ek akademik yardım için sınıfta bırakma olasılığını tartıştılar.
07
almak, okuldan sonra alıkoymak
to require a student to stay at school beyond normal hours for disciplinary reasons
Dialect
British
Örnekler
The school's policy allowed teachers to keep students back for discipline when necessary.
Okul politikası, öğretmenlerin disiplin nedeniyle gerekli olduğunda öğrencileri alıkoymasına izin veriyordu.



























