nonvitalnot bat an eye
/ 13
nonvitalnot bat an eye
nonvital[adj]

hayati olmayan,esas olmayan

noob[n]

yeni internet kullanıcısı

noodle[n]

erişte

noodle around[v]

oyalanmak,amaçsızca oynamak

noodlehead[n]

ahmak,şaşkın

noodling[n]

elle balıkçılığı,çıplak elle balık tutma

nook[n]

köşe,rahat köşe

nook and cranny[phrase]

her köşe bucak

nookie[n]

cinsel ilişki,sevişme

noon[n]

öğle

noonan syndrome[n]

Noonan sendromu

noonday[n]

öğle vakti,gün ortası

noontide[n]

öğle vakti,gün ortası

nopal[n]

hint inciri

nope rope[n]

kaçınma yılanı,uzak durma sürüngeni

nor[adv]

ne de

nordic skiing[n]

Nordik kayak,kros kayağı

norepinephrine[n]

noradrenalin

norfolk horn[n]

Norfolk Horn koyunu

nori[n]

nori

norm[n]

norm

normal[adj][n]

sıradan • normal,olağan durum

normal distribution[n]

normal dağılım

normal school[n]

öğretmen okulu,eğitim enstitüsü

normalcy[n]

normallik

normalization[n]

normalleştirme,standartlaştırma

normalize[v]

normalleştirmek,standartlaştırmak

normally[adv]

normalde

norman architecture[n]

Norman mimarisi

normative[adj]

normatif,kural koyucu

normcore[n]

rahat giyim

normie[n]

bir sıradan,bir normie

norse[n][adj]

Eski Norsça • Norveç,Nors

norseman[n]

Norveçli,Norveç yerlisi

north[n][adv][adj][v]

kuzey • kuzeye doğru • kuzey • kuzeye gitmek,kuzeye yönelmek

north africa[n]

kuzey afrika

north america[n]

Kuzey Amerika

north american[n][adj]

Kuzey Amerikalı • Kuzey Amerikalı

north frigid zone[n]

kuzey kutup bölgesi,arktik bölge

north germanic languages[n]

İskandinav dilleri

north hollywood[n]

North Hollywood,NoHo

north korea[n]

Kuzey Kore

north pole[n]

Kuzey Kutbu

north wind[n]

kuzey rüzgarı,poyraz

northbound[adj]

kuzeye giden,kuzey yönünde

northeast[n][adj][adv]

kuzey doğu • kuzeydoğu • kuzeydoğu,kuzeydoğuya doğru

northeasterly[adj]

kuzeydoğu,kuzeydoğuya yönelik

northeastern[adj]

kuzeydoğu,kuzeydoğuya ait

northeastward[n][adv][adj]

kuzeydoğu,kuzeydoğu yönü • kuzeydoğuya doğru,kuzeydoğu yönünde • kuzeydoğuya doğru,kuzeydoğu yönünde

norther[n]

kuzey rüzgarı,poyraz

northerly[adj][n][adv]

kuzey, kuzeye doğru • kuzey rüzgarı,poyraz • kuzeye doğru,kuzey yönünde

northern[adj]

kuzeyli

northern california[n]

Kuzey Kaliforniya,Kaliforniya'nın Kuzeyi

northern hemisphere[n]

kuzey yarımküre,kuzey yarım küre

northern ireland[n]

Kuzey İrlanda

northern lights[n]

kutup ışıkları

northern pike[n]

kuzey turna balığı,büyük turna

northernmost[adj]

en kuzeydeki,en kuzeyde bulunan

northward[adv][n][adj]

kuzeye doğru,kuzey yönünde • kuzey,kuzey yönü • kuzeye doğru,kuzey

northwest[n][adv][adj]

kuzey batı • kuzeybatı,kuzeybatıya doğru • kuzeybatı,kuzey-batı

northwesterly[adj]

kuzeybatı,kuzeybatı yönünde

northwestern[adj]

kuzeybatı,kuzeybatıya ait

northwestward[n][adv][adj]

kuzeybatı,kuzeybatı yönü • kuzeybatıya doğru,kuzeybatı yönünde • kuzeybatı,kuzeybatıya doğru

northwestwardly[adv]

kuzeybatıya doğru,kuzeybatı yönünde

norway[n]

Norveç

norway rat[n]

Norveç sıçanı,ev sıçanı

norwegian[n][adj]

Norveççe • norveçli

norwegian forest cat[n]

Norveç Orman kedisi

nose[n][v]

burun • dikkatle ilerlemek,özenle ileri gitmek

nose around[v]

burnunu sokmak,araştırmak

nose in the air[phrase]

burnu havada

nose job[n]

burun estetiği

nose of wax[phrase]

kolay etkilenen

nose out of joint[phrase]

çok alınmış

nose press[n]

burun basıncı,ön baskı

nose ride[n]

burun sürüşü,denge burun sürüşü

nose ring[n]

burun halkası

nose slide[n]

burun kaydırması,nose slide

nose tackle[n]

burun savunma oyuncusu,nose tackle

nose wax[n]

burun balmumu

nosebleed[n]

burun kanaması

nosedive[n][v]

pike,dik iniş • burnunu aşağı düşmek,pike yapmak

nosegay[n]

küçük bir çiçek demeti,bir buket

nosey[adj]

meraklı,burnunu herşeye sokar

nosh[n][v]

hafif öğün • hafif bir öğün yemek

nosh-up[n]

büyük öğün

nosing[n]

basamak burnu

nosology[n]

nozoloji

nostalgia[n]

geçmişe özlem

nostalgia goggles[n]

nostalji gözlüğü,nostalji filtresi

nostalgic[adj][n]

özlem dolu • nostaljik,nostalji yaşayan kişi

nostril[n]

burun deliği

nostrum[n]

her derde deva

nosy[adj]

meraklı

not[adv]

değil/yok

not a hair out of place[phrase]

dört dörtlük görünmek

not a patch on[phrase]

birinin veya bir şeyin yanına bile yaklaşamamak

not at all[adv]

hiç de,asla

not bad[adj]

gayet iyi

not bat an eye[phrase]

gözünü bile kırpmamak

LanGeek
Uygulamayı İndir