crier
Pronunciation
/kʀije/

"crier"kelimesinin Fransızca tanımı ve anlamı

crier
01

bağırmak, haykırmak

parler ou exprimer quelque chose en haussant la voix
crier definition and meaning
example
Örnekler
Les enfants criaient de joie dans la cour.
Çocuklar bahçede sevinçle bağırıyordu.
02

cığlık atmak, bağırmak

produire un son fort ou perçant semblable à un cri ou à une plainte
crier definition and meaning
example
Örnekler
Le métal crie sous la pression.
Metal, basınç altında gıcırdar.
03

çatışmak, uyumsuz olmak

ne pas aller bien ensemble, manquer d'harmonie ou de correspondance
example
Örnekler
Ces deux styles crient l' un avec l' autre.
Bu iki stil birbiriyle çatışır.
04

bağırmak, haykırmak

prononcer quelque chose à haute voix, en hurlant
example
Örnekler
Il crie pour demander de l' aide.
Yardım istemek için bağırır.
05

bağırarak satmak, seslenmek

vendre ou annoncer quelque chose à haute voix dans la rue ou un lieu public
example
Örnekler
Le vendeur crie ses prix pour attirer les clients.
Satıcı, müşterileri çekmek için fiyatlarını bağırır.
06

azarlamak, paylamak

réprimander ou blâmer quelqu'un à haute voix
example
Örnekler
Les parents crient leurs enfants quand ils font des bêtises.
Ebeveynler bağırır çocuklarına yaramazlık yaptıklarında.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

stars

app store