Ara
botar
01
atmak
desechar o lanzar algo que ya no se necesita
Örnekler
Ella botó la ropa que ya no usaba.
O, artık giymediği kıyafetleri attı.
02
kovmak, işten çıkarmak
hacer que alguien deje un trabajo o lugar, expulsar
Örnekler
Fue botado de la oficina sin previo aviso.
Önceden haber verilmeden ofisten kovuldu.
03
kovmak
expulsar a alguien de un lugar o situación
Örnekler
El dueño del club botó a los clientes que causaban problemas.
Kulüp sahibi sorun çıkaran müşterileri kovdu.
04
denize indirmek
poner una embarcación en el agua por primera vez
Örnekler
Se botó el yate tras meses de construcción.
Yat, aylar süren inşaatın ardından denize indirildi.
05
kendini aşmak, kendini aştı
superar sus propios límites o logros, destacarse
Örnekler
Se botaron en el proyecto y sorprendieron al cliente.
Projede kendilerini aştılar ve müşteriyi şaşırttılar.



























